Devrimler Sessiz Olmaz!


2015 Nisan döneminde Can Yayınları tarafından yayınlanmaya başlayan süreli spor ve kültür dergisi Socrates‘in 24 Mayıs 2017 tarihinde web sitesinde camiamızı ilgilendirecek bir röportaj yayınlandı. Kutay Ersöz’ün röportajı teknik direktör Ümit Metin Yıldız ile gerçekleştirilmiş ve röportajın ismi “Sessiz Bir Devrim”* olarak belirlenmişti.

Röportaj boyunca Ümit Metin Yıldız sezon boyunca karşılaşmaların ardından tekrar ettiği açıklamaların dışında yeni bir şey söylemiyor. Özetle kendisi için değişen bir şey yok. Ancak yine de dikkat edilmesi gereken önemli bazı noktaların da altının çizilmesi gerekiyor.

Kutay Ersöz’ün ilk sorusu BAL’dan çıkış dönemimize yani geçtiğimiz yaz başına ilişkin. O evrede neler planlandığı ve sezon sonunda bir final beklenip beklenmediği soruluyor. Verilen yanıt: “Biz yönetim ve kulüp başkanıyla anlaştığımızda “Rahat bir sezon geçirelim, düşme sıkıntısı yaşamayalım” anlayışı vardı. En iyimser düşüncemiz buydu.” olarak kendini gösteriyor.

Düşme sıkıntısı yaşamamak ve ligde rahat bir konumda kalmak Kocaelispor yönetiminin o evrede almış olduğu bir karar olarak birinci ağızdan dile getiriliyor. Yani temelde lisansların açılmayacağı (ki kulüp başkanı geçtiğimiz sene içinde bir canlı yayında 10’larca sene açmayacaklarını belirtmişti) bir iklimde profesyonel liglerde mücadeleye başlayacak olan ekibimizden yarışmacı bir takım beklentisinin hiç olmadığı anlaşılmış oluyor. Bu bir bakıma geçtiğimiz yıl Sultangazi finali ile BAL’dan yükselen oyuncu grubuna da içten içe güvenmeyen, üst düzey mücadelede sıkıntı yaşayacaklarını önvarsayan bir bakış açısının da itirafı niteliğinde kendini gösteriyor.

Ümit Metin Yıldız röportajda sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kulüp birkaç sene önce kapanma noktasına geldiğinde şimdiki yönetim kurulu görevi devralıyor. 15 tane Kocaelispor sevdalısı, hayatının 20-30 senesini tribünde geçirmiş bildiğimiz taraftarlar taşın altına elini sokarak “Biz bu kulübü borçsuz bir duruma getireceğiz” diyerek bir hedef koyuyor.”

Kulübümüzün yakın tarihi ya Ümit Metin Yıldız tarafından hiç bilinmiyor, ya da kendisine farklı bir tarih anlatılmış, keza dediği şeyin nesnel bir gerçekliği bulunmuyor. Mevcut yönetimin 280 kişi ile kongre yaparak yönetimi devraldıkları evrede ekibimizin kapanma gibi bir gündemi bulunmamaktaydı. Nebil Uzun yönetimi kimse çıkmaz ise görevi devam ettireceğini belirtmişti. Kaleci Muhammet Rızasından, Osman Kandemirine, Taha Bartu Bulut’undan, kaptan Berkay Arslan’ına kadar bir arada oynama alışkanlığı kazanmış, problemler yaşasa da takıma sahip çıkmaya çalışan bir jenerasyon ile mücadelemize devam ediyorduk. Ümit Metin Yıldız’ın bu evreden pek haberinin olmadığı anlaşılıyor.

“Öncelikli amaçları var olan 70-80 milyonluk borcu düşürmekti. Onu da şu anda büyük bir oranda başarmış durumdalar” diyor Ümit Metin Yıldız mevcut durum ve yönetim için. Açıklamaya bakılırsa Kocaelispor’un neredeyse maddi sıkıntısı hiç kalmamış durumda. Oysa ki gerçekler bu yönde değil. Borç problemimiz ne yazık ki kolaylıkla temizlenecek bir aşamada değil. KEV süreci ve satıştan gelecek gelirin planlamaları da bu borcu tamamen kapatmaya yetmiyor. Ümit Metin Yıldız’ın hayallerinde başka gerçekler yaşanıyor belli ki…

“Fakat hem oyuncuların birlikteliği, hem bizim planlamamız, hem aramızdaki ilişkilerin güçlenmesi bizi oldukça iyi bir yere getirdi” şeklinde görüşlerine devam ediyor Ümit Metin Yıldız. Kendi planlamasından bahsediyor. Her durumda olduğu gibi kendine pay çıkartmayı çok seviyor kendisi. Kocaelispor gerçeğinin içinde olmayan Socrates dergisi ise olayların iç yüzünü bilmeden sadece anlatılanları dinliyor ve aktarıyor.

Bu planlamanın ne olduğunu sezon boyunca Kocaelispor taraftarları ne yazık ki hiç göremediler. Karşılaşmalara minimum katkısı ile hatta katkısızlığını istikrarı ile puan kayıpları evresini yönetemeyen Ümit Metin Yıldız işin hala kahramanlık hikayesi noktasında.

“Benim her zaman bir düşüncem vardı. Bana göre, Türkiye’nin özel yetenekli 5-10 oyuncusunu bir kenara koyarsak, geri kalan oyuncular arasında çok büyük farklar yoktur. Asıl belirleyici olanın antrenman kalitesi olduğunu savunurum”

Nereden tutulsa elde kalan bir açıklama daha geliyor teknik adamdan. Bu açıklamayı ne yazık ki yaşam ve gerçekler yalanlıyor. 5-10 oyuncuyu bir kenara bırakalım, Altay finalinde karşımızda takım olarak ekibimizden bir tık yukarıda bir mentalitede ve oyun zekasında oyuncular topluluğu olduğunu gördük. Tüm bunların yanında iyi teknik adam olmanın nasıl farklar yaratabildiğini de ligimizde gösteren pek çok hoca oldu. Antreman kalitelerinin vardığı nokta ise karşılaşmaların 90 dakikasını fiziken diri olarak çıkartamayan ikinci yarılarda oyundan düşmesi kronikleşmiş bir takımın varlığı idi.

Röportajın genel seyrinde takım ve kendisine her fırsatta pay çıkartan ve sezonu bir başarı destanı olarak betimlemeye gayret eden kendisi kapanışı ise gizli megalomaninin vardığı bir örnekle yapıyor:

“Biz son maça kadar bu işi getirdik. Ben çalıştım diye demiyorum ama bu sene Kocaelispor’da olanların çok ciddi bir şekilde analiz edilmesi lazım. Mesela ben Fatih Terim’in yerinde olsam, bir tane müfettiş gönderip orada neler olduğunu incelettirirdim. Çünkü, kimse farkında değil ama, bu Türkiye futbolunda sessiz bir devrimdir.”

Kimsenin farkında olmadığı bir şeyi sadece teknik adam farkediyor. Bu durumu ise sessiz bir devrim olarak nitelendiriyor. Devrimlerin çeşitli nicel birikimlerin nitel sıçramalar ve kırılmalarla sesli olacağını, etkilerinin uzun bitimli olduğunu bunun dışındaki sessizliklerin ancak gelişimin zikzaklı seyri içinde bir yön olarak veya bir salınım olarak ele alınacağını hatırlatarak dosyamızı toparlayalım.

* Bknz: http://www.socratesdergi.com/Posts.aspx?PostID=10457

Önerilen Makale

Mükemmel Bir Dönemden Geçiyoruz!

Mükemmel bir dönemden geçiyoruz. Geçtiğimiz yıl kıl payı 2.Lig’in kapısından döndük. Şanssız bir penaltı vuruşu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir