Hüseyin Üzülmez Yönetimi ve Yönelim

Ekibimiz Kocaelispor, COVID-19 pandemisinin gölgesinde federasyon kararı ile gelen ve yine durumun ciddiyetinden ötürü şehrimizde kısıtlı bir şekilde kutlanan 3.Lig şampiyonluğu ardından adeta jet hızıyla yaşanan bir transfer gündeminden geçti.

Kimin gelip gittiğinden ziyade, transferler bir çok işlevinin yanında esas olarak bir yönetimin kendisini konsolide etme çabasının en önemli adımlarından biri olarak görülmelidir. Hangi kulüp yönetimi olursa olsun, gerek kendi çizgisine yakın yönetim kurulu üyeleri ile (tercihen çok fazla çatla ses çıkarmayacak, vizyonu ve çalışma tarzı kulüp başkanı ile uyumlu olacak şahıslar ile), yine kendi çalışma tarzına yakın bir teknik direktör ekibi ile ve elbette kendi çizgisine yakın bir oyuncu topluluğu ile yönetim sürecini bütüncül bir şekilde ele almak ister. Hatta bazı durumlarda doğrudan sürecin önemli bir paydaşı olarak düşünülen bu çizgiye/vizyona uyacak bir taraftar grubu istenir. Tüm bu faktörler üzerinden bir yönetim kendi geleceğini ve istikrarını kurgulamak ister. Paydaşlardan biri veya birkaçında eğer bir “uyuşmazlık” durumu varsa, bu çeşitli gerekçelerle -bazen soyut gerekçeler de üretilir- istendik yönde çözümlenir. Veya çözümlendiği düşünülür.

Buraya kadar bahsettiklerimiz içinde yönetme/yönetilme ilişkisi bulunan tüm organizasyon yapılarının temel işleyiş biçimidir. Önemli olan noktanın esasen bir transfer sürecinin tek bir işlevi olmadığını net bir şekilde görebilmektir. Hüseyin Üzülmez yönetimi, federasyon kararı ile ve elbette geçtiğimiz yılki kadro dokusunun istikrarı ve görece daha zayıf bir grup içinden gelen şampiyonluğun kendileri açısından büyük bir meşruluğu olduğunu düşünüyor. Kendini “BAL ve 3.Liglerde sürünüp duran bir takımın kurtarıcısı” olarak nitelendirerek bu zeminden kulüp politikalarının geçerliliğine bir referans sağlamaya çalışıyor. Ancak bu meşruluk/temellendirme süreci bahsettiğimiz gibi büyük oranda “bir ekonomik faaliyet” “girdi-çıktı yönetim süreci” olan futbolun önemli bir bileşeni olarak transfer sürecini de belirliyor. Burada iki yönlü ve karşılıklı bir etkileşim süreci düşünülmelidir. Bir yanda ekonomik faaliyeti çizgiye uyumlu şahıslar ile yürütme arzusu, diğer yandan meşruluğun temelini “icraat ile” kurma yönelimi. Bununla birlikte gelen isimler ve tarzları ise esas olarak yönetimlerin yaklaşım ve vizyonunun bir çeşit yansımasını ifade eder. Tek tek şahıslardan ziyade ortaya çıkan takım kimyası bir tür yoğunlaşmadır.

Hüseyin Üzülmez’in geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir demecinde “Yanlış transfer yapmıyoruz. Kariyerine göre oyuncu alıyoruz, faydalı olacak sanıyoruz, sonra endişe oluşuyor ve daha iyisini transfer ediyoruz”* şeklindeki açıklaması oldukça düşündürücüdür. “Daha iyisini transfer etme” iddiası bir yana, bu açıklamanın öncesi ve sonrasında aslında yaşanan endişenin TFF kararı ile ilgili olduğunu öğreniyoruz. Yani istenen kadro sayısı ve kriterlerine uyum sağlama baskısı altında hareket edildiği aktarılıyor. Mevcut yönetimin yaşadığı “kaygı” esasen bir federasyon kriterlerine uyma kaygısı mı, yoksa yazımızın başında bahsettiğimiz “uyumlu çizgiyi sağlama/konsolidasyon” ve “bir ekonomik kalem olarak transfer süreci” yönelimi mi? İşte bunun iyi ve doğru bir şekilde ayrıştırılması gerekiyor. Keza yaşanan pek çok gelişme sürecin basit bir TFF kriteri olmadığını, özellikle hızla gelip giden oyuncu gündemleri ve yapılan beyanlardan sürecin bu ikinci noktada olduğunu düşündüren olgular bulunuyor.

Hüseyin Üzülmez tüm söylemini “Borçsuz takım. Ödenen prim ve maaşlar. Şampiyon takımın çalışkan yönetimi” vurguları üzerine kurmuş durumda. Sıklıkla borçsuzluktan bahsediyor ve para konusunda işlerin iyi gittiğine dair bir algı oluşturmaya çalışıyor. Bununla birlikte “10-15 sene öncesinin borçlarını bir kenara ayırıyorum” diyerek esasen kendini kulüp tarihinden ayrıştıran veya tarihi kendisi ile başlatan hatalı bir yönelim içinde olduğunu düşündürüyor. Böylesi bir “milat benim” tarzının en dramatik ve ağır problemlere yol açan örneğini bir önceki başarısız Bahri Yavuz yönetimi sürecinde yaşamıştık.

Şurası bir gerçek, Kocaelispor gibi köklü bir tarihi bulunan bir kulübü yönetmek her şeyden önce, dar-kısır siyasi çekişmelerin idareten değil “gerçekten” üzerine çıkabilmeyi, bütün bir şehri ve özellikle de İzmitlilik bilincini kapsamayı, bu köklü tarihin kırılma noktalarını iyi bilmeyi, tarihe bütüncül bir şekilde sahip çıkabilmeyi gerektirir. Bu da esasen şehrin üretken dinamikleriyle ve köşe taşları ile birlikte bir projeyi tasarlamak demektir. Hüseyin Üzülmez yönetimi şu ana kadar bu konuda iyi bir sınav verememektedir.


Bkz: “Üzülmez: Yanlış Transfer Söz Konusu Değil”, Kaynak: https://www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/5351526/uzulmez-yanlis-transfer-soz-konusu-degil

Hakkında KSB Editorial

Kocaelispor Blog - Kocaelispor Analiz Merkezi

Önerilen Makale

Hazırlık Maçları ve Soru İşaretleri

Kocaelispor adına hayli ilginç bir yaz hazırlık dönemi geçtiğini belirtmek gerek. Çok hızlı gelişmelerin yaşandığı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir