Kocaelispor – Bayburt GÖİ Maç Analizi


Bayburt Grup İl Özel İdare ligin liderliğini tesadüf olarak almış bir takım hiç değil. Maç içerisinde hem fiziki hem de organizasyonel disiplini oturmuş bir takım olduğu açıkça görüldü. Maçın başlamasıyla beraber takımımız orta sahaya yakın oynamaya yani ofansif bir çizgi ile sahaya çıktı. Bayburt takımı ise buna karşılık temkinli, ayakları yere basan ve özgüveni yüksek bir tecrübeyle oynayacağı açıkça belli oldu.

Tabi bu maçın genel diziliş ve oyun tarzıyla alakalı bir durum. Bayburt açık söylemek gerekirse hemen her rakip gibi sadece 1 puana gelmiş Kocaeli Stadyumu’na. Maçın daha hemen başında kullanacakları korner için neredeyse emekleyerek köşe gönderine gittikleri bunun bağırarak habercisiydi adeta.

Takımımızın ilk yarıdaki atak geliştirme çabaları sonuçsuz kaldı. Cılız girişimler ile sonuca varılamayan, Sinan’ın olmayışı ile Hamza ve Burak’ın bireysel çabaları yetersiz kaldı.

Bayburt’un Tarzı

Şimdi Bayburt takımının genel bir çerçevesini çizelim. Başta da dediğimiz gibi takımın liderliği tesadüf değil. Oturmuş bir takımın genel anlamda birkaç disiplinel ve olmazsa olması pozitif anlamda belirleyici unsurlar vardır. Bayburt takımı gerek fiziksel (oyuncularının pek çoğunun ciddi vücut çalıştıkları belli oluyordu), gerek cezasahası dışında rakibi organizasyonlarında çembere alma taktik ve stratejileri ile maç boyunca topun peşini bırakmamaları, dikkatli olma gibi unsurlar ön planda görülen gerçeklerdi.

İlk yarı daha baskın olan tarafın konuk Bayburt olması ve takımımızın ise ataklarında cılız kalmasıyla sonuç 0-0 idi.

İkinci yarıda ilk yarıya oranla takımımız daha baskın görüldü. Fakat bu baskınlık Bayburt takımının oyunu daha geride izlemesi ve maçın başından beri 1 puan sistematiğiyle oynamasının büyük etkisi vardı.

Rakip ceza sahasında topu el ile karşılama pozisyonu yorum katılmayacak kadar açık, bariz penaltıydı ancak verilmedi. Tribünlerin bir anda yoğunlaşan tepkisi bunun en büyük kanıtıydı. Binlerce kişi aynı anda bu pozisyonu gördü ama hakem kasıtlı veya değil maalesef değerlendirmedi. Hamza ve Burak bireysel çabaları ikinci yarıda da devam etti. Hamza’nın bitime son iki dakika kala tribünlere dönüp her iki elini de kaldırarak ayağa kalkıp destek verin, haydi gibi hareketleri çok ironikti. Sahadaki oyunun tribünlere yansımadığını düşünen Hamza, ne amaçla gaza getirme çabası güttü, yoruma açıktır. Zaten bu süre zarfından kısa zaman içerisinde sarı kart gördü. Maç başladığı gibi bitti 0-0 sonuçlandı.

Saha içerisindeki oyun açık ve net ve bir şekilde sonuç odaksız, tamamıyla kadro derinliği ve takım kapasitesi noksanlığından ötürü yetersiz, hakeme odaklı, bireysel girişimlerden medet uman, takım oyunundan çok uzak bir imaj çiziyor. Şu ana kadar sıklıkla bu yaşanmış olsa da, iç sahaya gelen rakip takımların hepsinin 1 puana geleceği kesin değil. Hal boyleyken transferin açılmaması ve teknik yönetimin maç sırasındaki yetersizliği ile müdahalesiz bir yapının lig sıralamasındaki yerinin play-off altına doğru sürüklenmesi anlamına geliyor.

Tribün Üzerine Kısa Bir Not

Son olarak karşılaşma sonrasında çokça tartışılan Bayburtsporlu taraftarların performansına gelelim… Karşılaşma boyunca Gadalar topluluğu dağınık bir görüntü çizdi. Bursa’daki Bayburtluların ve hatta Kocaeli ili sınırları içinden gelen Bayburtluların da girişimleri ile deplasman tribününde kendilerine ayrılan kısmı büyük oranda doldurdular. Ancak tezahüratlarla destekleyen ekipleri esas olarak üst bölümde yer alan bir gruptu. İkinci yarıda atkı açıp sarı siyah şeklinde yaptıkları tezahürat sürecinde seslerini stadyum akustiğini kullanarak az da olsa duyurdular. Ancak özellikle maraton tribününün yoğun protestosu ile bu sesler ivedilikle bastırıldı. Maraton tribünde açılan Mustafa Kemal Atatürk pankartı ve 9’u 5 geçe yapılan sessiz saygı duruşu Bayburtsporlu taraftarlar için pek bir şey ifade etmedi.

Taraftarı olan takımlarla yapılan maçlarda, normal olarak taraflar birbirinin boşluk anlarını kollarlar. Stratejik davranırlar. Bağırmanın ses çıkarmanın fetişleştirilmesi başlı başına trajikomik bir hadise. Bunu ayrıca tartışmak gerek. Mesela, mesele ses çıkartmak ise, yapay zeka tarafından kontrol edilecek, dev hoparlör sistemi ile insan sesisine dahi gerek kalmadan sorun çözülür. Nasıl ki video yardımcı hakem uygulaması var, belki de ileride bu uygulamalara geçilecek ve böylece çok daha oyuna konsantre olan ve gerektiği yerde gerektiği tepkileri veren bir tribün anlayışı oluşacak. Kim bilir… Ancak şu anki durumda en önemli mesele, stadyum akustiğini iyi kullanmak olmalı. Bu tribün düzeyinde teknik bir bakış açısını ve ekip çalışmasını zorunlu kılıyor. Ancak en temelde bu durum da, derhal maça gelecek motivasyonu -ki bu da iyi bir takımdan, hedefleri olan, rakibi ısıran bir kadrodan geçiyor- verebilmekten geçiyor. Saha içinin düzelmesi yankısını tribün düzeyinde pek uzak olmayan bir gelecekte hızla bulacaktır. Son olarak altını çizmek gerekiyor. Cumartesi günü gündüz saatlerinde olmasına rağmen, işçi kenti İzmit’ten bu kadar seyirci gelebilmesi bile başlı başına önemli. Keza Cumartesi gündüz maçlarının kaderinin ne olduğunu uzun yıllardır bilmekteyiz.

Çorum deplasmanında takımımıza başarılar diliyoruz.

Önerilen Makale

Çorum Belediyespor – Kocaelispor Maç Analizi

TFF 3.Lig 3.Grupta zorlu Çorum Belediyespor deplasmanında 90+5’te Gökdeniz ile gelen mucize golle 1-2’lik skorla …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir