Problem Yaratan Sonuç mu? Denklem mi?


Kocaelispor’da teknik direktör Ümit Metin Yıldız evresi nihayetinde sona erdi. Tekirdağspor’a 1-0 mağlup olduğumuz karşılaşmanın ardından camianın tek bir sesle yakıcı bir talebi bulunuyordu. Teknik direktör ile derhal ilişik kesilmeliydi. Şu ana kadar kulüp yönetiminin belki de üzerine siyah renkte bold karakterlerle bastırıp giydiği ve taraftara çeşitli yollardan mesaj vermeye çalıştığı Kayhan Çubuklu’dan sonra en çok arkasında durulan isim olarak dikkat çekmişti Ümit Metin Yıldız. İş öyle bir noktaya gelmişti ki, hocanın futbola katkısı, o haftaki performansı, oyuna müdahalesi, seçimleri vb kesinlikle dikkate alınmaz olmuş, mesele sadece çocukça bir inatla 7 başlı ejderhaya karşı kendisini korumak olarak ele alınmıştı. Kocaelispor yönetimi ve özelinde mevcut kulüp başkanı haleti ruhiyesini, teknik direktörün kulüple ilişiğinin kesilmesinin kamuoyu ile duyurulacağı evrede en açık şekilde ortaya koymuş oldu. 17 Eylül Pazar akşamı gelen basın açıklaması şöyle başlıyordu.

“Geçen sezon başı futbol bilgi ve birikimine inanarak takımımızı teslim ettiğimiz; eşit olmayan şartlara rağmen, 2.ligin eşiğine kadar ulaşabilmemizi sağlayan önemli etken olduğunu, beraber uyum içerisinde çalışarak tecrübe ettiğimiz; transfer, seçme, değiştirme ve adam kaybetme şansımız olmayan mevcut dar kadromuzdan optimum verim almamızı sağlayan; futbolcularımızın kişisel oyun bilgisi ve fiziksel performansına katkısına bizzat şahit olduğumuz; Ümit Metin Yıldız hocamızla bu sezon da çalışmanın en doğru tercih olduğunun kararını vererek bir sezon daha çalışmayı teklif ettik. Kendisi işine, Kulübümüze, Yönetimimize ve Futbolcularımıza saygısı nedeniyle, bir sezon boyunca önyargılar sonucu maruz kaldığı her türlü hakaret, tehdit ve aşağılamaya göğsünü gererek, geçen sezonki gibi maddiyatı önemsemeyen ve fesih tazminatı barındırmayan bir sözleşmeye imza attı.”

Giriş cümlesi Ümit Metin Yıldız’ın futbol bilgi ve birikimine inanmak olarak belirtilmiş. Bu bilginin ve birikimin ne olduğunu nedense futbol kamuoyu bilemiyordu. Gerçekten de hesapta olmayan bir isimdi Ümit Metin ismi. Ancak hakkında biraz inceleme yapıldığında ve önceki pratikleri evresindeki şahısların aktarımları ve reel yaşanan olaylar ortaya konunca durumun trajikliği de ortaya çıkmış oluyordu. (Bakınız: Başarısızlığın Kilit İsmi: Ümit Metin Yıldız – 2)

Kocaelispor Blog web platformu olarak geçtiğimiz yılın Aralık ayında 5 dosyalık bir yazı dizisi ile her yönden analiz ettiğimiz teknik adamın Kocaelispor’a niçin bir şey veremeyeceğini detaylı olarak ortaya koymuştuk. O iklimde kulüp yönetimine adeta biat eden ve şahısları padişahlık, orgenerallik, imparatorluk seviyelerine yükselterek bir çeşit şahıs kültü yaratma gayretinde olanlar tarafından görmezden gelinen veya itiraz edilen bu gerçekler er geç yaşamda etkisini gösterecekti. Nitekim öyle de oldu.

Açıklama dar kadro ve adam kaybetme edebiyatı ile devam ettirilmiş. Buna ise ancak gülünür. Mevcut yönetimin gerektiğinde teknik adamlar da dahil olmak üzere nasıl bir çırpıda adam kaybetme lüksünü devreye aldığını en iyi Kocaelispor taraftarı bilmektedir.

Yönetime göre teknik adamın maruz kaldığı şiddetli eleştirilerin tek bir sebebi var. Önyargılar. Yani zihniyet bir değiştirilse, önyargısız bakılsa, her şey pozitif gözükecek. Gerçeğin içindeki çelişkilerin, çelişik yönlerden olumsuz olanın gelişimini basit bir şekilde önyargı olarak ifade etmek, yönetimin yönetme kabiliyetlerinin ve analiz yeteneğinin düzeyinin de üzerine soru işareti koymaktadır.

Kocaelispor yönetimi için azılı ve büyük düşmanlar vardır, her yerdedir. Önyargılar vardır, her yerdedir. Kahramanca savaşlar vardır. Kurtarılması gereken prensesler vardır. Kazanılacak yeşil vadiler vardır. Dev ejderhalar vardır vb. Bu kadar yeter! Amacı sportif rekabet ve sportif başarı yakalamak olan bir futbol kulübü mü yönetiliyor? Yoksa JRR Tolkien masallarında mı yaşanıyor?

“Kişisel oyun bilgisi ve fiziksel performansına katkısına bizzat şahit olduğumuz” şeklindeki açıklama ise ilk paragrafın en ilginç vurgularından biri. Sanırsınız ki, teknik adam geldiğinden biri “bizzat şait olma yeteneğine” sahip sadece birkaç kişi var ilimizde. Onlar da ayrıcalıklı şahıslar olarak Kocaelispor yöneticileri ve mevcut başkanı. Sabahın karanlığında şahsi araçlarıyla, otobüslerle, uçaklarla sosyal çevrelerinden, aileleri ile geçirilecek zamanlardan, zorlu izinler alarak mesleki durumlarını riske atarak deplasmanlara, iç saha maçlarına giden, karşılaşmaları yerinde izleyen taraftarlarımız demek ki “bizzat şait” olamıyor. Sanırız bu “bizzat şaitlik” söyleminin altı “idmanları da izleme” kıstası ile doldurulmaya çalışılıyor. O zaman ortaya yine kendi kuyruğunu kovalayan bir tavşan çıkıyor. İdmanlarda bizzat şait olunan, resmi maçlarda neye dönüşüyor bunun analiz edilmesi gerekiyor. Ama edilmiyor. Bir kez “bizzat şait olmak” yeterli çünkü. Tolkien masalı yeniden devrede. Bir şey bir kere nasıl görülmüşse odur. O öyle kalır. Aksini iddia eden su altı canavarları ve ateş saçan dev ejderlere karşı kahramanca savaşılmalıdır.

Paragraf geçen sezonki gibi maddiyatı önemsemeyen ve fesih tazminatı barındırmayan bir sözleşmeye imza attı.” açıklaması ile sonlanıyor. Adeta bir lütuf olarak sunuluyor bu durum. Doğru, biz ne önemseyenler gördük maddiyatı. Ne de önemsemediğini söyleyenler gördük. Açıklamanın tonu burada “parayı hiç düşünmeyen birine siz haksızlık yaptınız” perdesine doğru genişlemeye başlıyor. Bir sonraki paragrafta ise bakla ağızdan çıkartılıyor.

“Mevcut şartları ve vakaları, hakim olduğumuz tüm nedenleri ve sonuçlarıyla bizzat içerisinde yaşayan bizler, bu sezonki 4 maçı değerlendirdiğimizde; kupa maçı haricinde oynanan lig maçlarında her ne kadar istenilen netice alınmadıysa da oyunsal olarak memnun ve hocamızdan razıyız. 4 sezon içerisinde en çok pozisyonu ürettiğimiz, ancak gol kaydedemeyerek son dakikada yediğimiz gol ile yenik ayrıldığımız Tekirdağspor maçı sonrası, Teknik Direktörümüz Ümit Metin Yıldız yönetim kurulumuza yaptığı açıklamada özetle; “takımın oynadığı oyundan ve oyuncuların gelişiminden son derece memnun olduğunu, takımın bu sezonda en iyi yerde bitireceğinden hiç şüphesi olmadığını, ilerleyen haftalarda takım oyununun daha da gelişeceğini ve bunun sonuçlara yansıyacağına inandığını, ancak derin bir soluk almaya ve yeni bir enerjiye ihtiyacın şart olduğunu” dile getirerek ayrılma kararını iletmiştir.”

Bir kez daha “bizzat içerisinde yaşamak” vurgusu dikkat çekici. Kocaelispor yönetimi her fırsatta “sizin dünyadan haberiniz yok” vurgusu yapmayı çok seviyor. Bu tarz söylemleri ne ilk ne de son. Ve her seferinde bu söylemler ile taraftarı ötekileştiriyorlar. Bu vurgunun bu kadar sık dile gelmesinde yöneticilerin zincirin en zayıf halkası ile ilgilenerek buradan bir çuval dikmesi ve içine de herkesi atması tümevarımcılığı kendini gösteriyor. Böylece senelerini bu camiaya vermiş, mevcut kulüp yöneticileri ve başkanı “bizzat içinde” değilken “bizzat içinde” olmuş kişiler de rahatlıkla çuvalın içinde yerini almış oluyor. Metafizik tarz bunu gerekli kılıyor çünkü. Başından beri vurguladığımız gibi Kocaelispor yönetiminin en iyi yaptığı şey aksini iddia etse de kendi argümanlarını hızla yaratarak, olmasa da ürettirmeye çalışarak “ötekileştirmek” Bu da bir yönetim tarzı şüphesiz. Ancak en zekice olanı değil. Bakalım açıklama nasıl devam ediyor.

“Yönetim Kurulumuz yaptığı değerlendirme sonucunda; izole ortamda takım ve genç futbolcularımızın gelişimi için en doğru ismin, Ümit Metin Yıldız olduğu düşüncesiyle devam etmesi için tekrar görüşmüş, fakat hocamız kararında ısrarcı olmuştur.”

Bu kısımda en dikkat çekici kısım “izole ortam” kavramı. İzole ortam ile kastedilen şüphe yok ki maddi imkansızlıklardan ötürü potansiyelini gerçekleştiremeyen bir camia olduğumuz iması. Kulüp yönetimi 4.senesinde. Şikayet edilen “İzole ortamı” kırmak için uzunca bir süre. Geride kalan 4 yılda tam 4 teknik adam değiştirilmiş bulunuyor. Sayısız oyuncu gelip gitti. İbrahim – Süleyman Bamba, Traore, Antony Okoronkwo gibi sayısız siyahi Afrikalı oyuncular gelip gitti. Sivil toplum örgütlerine gidildi, belediyelere gidildi, esnaf birliklerine gidildi. Oyuncularla berabere kahvaltılara, sinemalara bile gidildi. Özetle dışarısı ile bir trafik yaşandı. Hem de yoğun bir trafik. Bu gelişmelere rağmen Kocaelispor “izole ortam” olarak tanımlanıyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir ve yönetimin bu izolasyonu kimin niye oluşturduğuna yönelik bir kendilik algısı dahi olmadığını göstermektedir.

Açıklamalar “tekrar görüşme” vurgusu ile devam ediyor. Bir bakıma “aman hocam siz aldırış etmeyin bu istifa çağrılarına, ne olacak ki, %95’in gördüğü mü önemlidir %5’in mi, biz her şeyi “bizzat gören ve bilen” %5’iz, boş ver gitsin bunları” şeklinde bir yaklaşım garip bir meydan okuma ve haklı gurur ile basın metninin içine yedirilmiş oluyor. Evet garip bir haklı gurur. Tolkien karakterlerinin dünyasında önemli bir motivasyon unsurudur “her ne pahasına olursa olsun mücadele etmek” Ama bir açıklama yapmak gerek. Nesnel koşulların yükünün ağırlığını omuzlardan atmak gerek. Özetle hedef göstermek gerek.

“Futbolun skor üzerine yorumlandığı ülkemizde, sebebi ne olursa olsun hocamıza yapılan ve hiç kimsenin asla haketmeyeceği sanal saldırılar için camiamız adına özür diler; mütevazi, kültürlü ve beyefendi duruşuyla, kişisel ve teknik adam olarak tanımaktan ve çalışmaktan memnuniyet duyduğumuz hocamızın Kulübümüze, takımımıza ve futbolcularımıza verdiği emek ve kazandırdığı değerler için kendisine sonsuz teşekkür eder, bundan sonraki kariyerinde de başarılarının devamını dileriz.”

Futbolun skor üzerine yorumlanmadığı bir ülke var mı bir saniye düşünüyoruz. Bilinen ve dünya ölçeğinde yer etmiş Afrika’dan Kuzey ülkelerine kadar her spesifik lig, her futbol kulübü başarı hedefi ve kazanmak, ilerlemek için kendi varlığını sürekli yeniler, geliştirir, dönüştürür. Bunun yapılmadığı ligler de vardır elbette. Ülkeler düzeyine de gitmeye gerek yok. Mesela Süper Amatör Lig’in altında yer alan Mahalli Küme organizasyonları ağırlıklı olarak böyledir. Karşılaşmalar halısaha tadında yaşanır. Bir çay ocağında teknik adamlar ve oyuncular toplanırlar. Kazanmak iyi hissettirir ama kaybedilse de sorun yoktur. Zaten daha aşağısı yoktur. Eh iş bu noktada, hangi oyuncunun güzel çalım attığına, hangi kalecinin nasıl pozisyon aldığına indirgenir. Evet, bu da bir düzeydir.

Açıklamanın belki de hemen ardında en çok tartışılan noktalarından birine geliyoruz şimdi de. hiç kimsenin asla haketmeyeceği sanal saldırılar için camiamız adına özür diler; mütevazi, kültürlü ve beyefendi duruşuyla…” Ortada özür dilenmesi gereken, büyük bir haksızlığa maruz bırakılmış bir teknik adam vardır. Kulüp yöneticileri de bu büyük haksızlık karşısında adeta büyük bir utanç içindedir. Sanal saldırılarla yıpratılmış, bunu asla haketmeyen bir beyefendi vardır ortada. Şansolye veya dük denmesine ramak kalmış ama işin o kısmı şimdilik Tolkien’e bırakılmış.

Kulüp yönetimi bu bölümün yanlış anlaşıldığını bir gün sonra yaptığı açıklama ile toparlamaya çalıştı ve şu yönde bir açıklama ile devam etti:

“Bu gece yayınlanan Yönetim Kurulu açıklamamızda yer alan ; “sebebi ne olursa olsun hocamıza yapılan ve hiç kimsenin asla haketmeyeceği sanal saldırılar” ibaresi maalesef bazı taraftarlarımız tarafından yanlış algılanmıştır. Bugüne dek hocamız hakkında yapılan birçok eleştiri veya istifa talebi sosyal medyada durmaktadır .Bunlar herkesin doğal hakkı olup, herkesin ifade özgürlüğüne de hakaret olmadığı sürece hep saygı duyduk.” 

Bir adım ileri, iki adım geri… Kocaelispor yönetiminin son 4 yılda izlediği tarzın, problemli durumlarda yaklaşımlarının temel özeti…

“Bunca zorluğun içinde hep beraber yürünecek çok meşakkatli , uzun ama sonu aydınlık bir yolumuz var , ilk günden beri söylediğimiz gibi herkesi bu büyük arma etrafında toplanmaya ; bize , geçmişimize ve renklerimize yakıştığı şekilde mücadeleye devam etmeye davet ediyorum…”

Aydınlık yollara geldik yeniden. Yazın hazırlık karşılaşmalarında üst üste aldığımız mağlubiyetlerden sonra adeta sevinç içinde “çok mutluyum” diyen bir yaklaşım tarzı bir çeşit kurtuluş teolojisini camiaya kabul ettirmeye çalışıyor. Aydınlık yollar kısmı ise, kötülüklere karşı savaşlar sonrasında gelecek mutlak huzur ve ışık… Biraz daha zorlansa çekilen çileleri de hesaba katacak olursak ortada eski ahit dönemi bir Hıristiyan öğretiye geleceğiz adeta. Bu büyük arma etrafında toplanma daveti ile “izole ortam” nasıl örtüşüyor gerçekten garip. İzole ortam olduğu için mi davetler yanıtsız kalıyor acaba? Belki de üzerinde düşünülmesi gereken tam da bu.

Daha fazla uzatmayalım. Ümit Metin Yıldız dönemi büyük bir şaşa, trajedi, lütuf, kan ter gözyaşı ile sona ermiş bulunuyor. Süreci büyük bir tragedya olarak örmeye çalışan mevcut Kocaelispor yönetiminin 4 yıldır “izole” ortamdan yakındığını düşündüğümüzde, herkesin Tolkien masalları okumak istememe hakkına saygı duyması gerektiğini düşünüyoruz. Gömlek ritüelleri bulunan Ümit Metin Yıldız’ın da zaten futbolu ve sahayı okumak yerine başka kitaplar okuduğunu belirttiğini bilmekteyiz.

Acaba Kocaelispor yönetimi ve teknik adamı tarafından okunan şu gizemli kitap ne?

Önerilen Makale

Mağlubiyetler ve İhtimaller

Kocaelispor hazırlık evresinde yenilgiler serisine devam ediyor. İlk etapta gelen 3-0’lık Menemen Belediye ve 1-0’lık …

1 Yorum

  1. öncelikle kolay gelsin ,hayırlı günler,uzun süredir yazılarınızı takip ediyorum,çok nadir yazılanlarda görüş ayrılığı yaşadığım durumlar olmasına rağmen yaptığınız analizler son derece yerindedir.emeğinize kaleminize sağlık..

    son zamanlarda tribün liderleri tarafından yapılan açıklamalarla ilgili bir analiziniz olacak mıdır? neler oluyor neler bitiyor? tribündeki abilerimizin bu kadar arası neden açıldı? okuduğum ve gördüğüm kadarıyla kocaelispor kadar tribünle ilgili paylaşımlarınızda çok yerinde, 15,20 senelik şahit olduğumuz ve bazende bizimde görmediğimiz duymadığımız tribün olaylarını,anılarını anlatıyorsunuz,bu anlamda sizin bir analiziniz var mıdır merak ettim?
    teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir