Rezillik Diz Boyu

Kocaelispor Kulübü gerçekten çok zor bir evreden çıkmaya çalışıyor. Bu evre esasen biriken yanlışlar ve zamanında yapılmayanların yoğunlaşması ile yaklaşık 90’ların sonundan bu yana uzadı ve her yönden bir açmaz halini aldı. Arada hem nesnel koşullardan kaynaklı zorluklar yaşandı (sportif başarısızlık, deprem faktörü, şehrin değişen mali yapısı ve nüfus profili, vs.) hem de doğrudan problemli yönetim uygulamaları yaşandı. Burada bir genelleme yaparken elbette kulüp için maddi manevi ciddi fedakarlık yapan M.Çelik yönetimini, Cemal Derya önderliğindeki ilk taraftar devrimini ve Serkan Toprakoğlu başkanlığındaki ikinci taraftar devrimi sürecimizi ayrı tutmak gerekiyor. Bu evreler, bir bakıma doğrudan taraftarın söz sahibi olduğu ve uçurumlardan kulübü çekip çıkarmaya çalıştıkları olağanüstü evrelerdir. Ancak asıl mesele şudur, bu kriz anlarından sonra gelen yönetimlerin durumun ciddiyetini bir türlü idrak etmemeleri ve katkı sunuyorum derken kulübe bir şekilde zarar vermeleridir.

Yalnızca Sefa Sirmen döneminin değil, Serhan Gürkan döneminin de ağır problemleri ve kulübün geleceğine yönelik yarattığı ciddi yükler sonraki dönemler üzerinde büyük bir gölge yarattı. Bu sancılı evreden çıkmak kolay değildi. Projeler, planlar, yardım geceleri, kampanyalar, vs. akla gelen hemen her şey denendi, ancak ağır enkaz ve oluşan güvensizlik ortamında şehir sürece dahil edilemedi. Şehrin artık başka bir şehir olduğu kabul edilemedi ve yalnızca Kocaelispor’u düşünenlerin, çıkarsız, aracısız, şartsız, koşulsuz destekleyenlerin sayısının gitgide azaldığı görüldü. Gün geldi 7 kişiye deplasman yapıldı. Gün geldi futbolcuların tost ve meyve paraları, ulaşım masrafları zor denkleştirildi. Orhan Görsen ve Nebil Uzun yönetimleri inanılmaz zorluklarda ve bahsettiğimiz gölgenin getirdiği boğucu iklimde bu kulüp için bir şeyler yapmaya çalıştılar. Yönetsel açıdan kısıtlılıkları veya tali hataları şüphesiz vardı, çok acil nakit ihtiyacının olduğu bir evrede ve sportif açıdan yaşanan zorluklarla hareket edildi, ancak bu durum esas olarak bu yönetimlerin olumlu olan niyet ve sorumluluklarına gölge düşürmedi.

Kulüp bu süreçte birkaç kez yerel ve genel seçimlere de malzeme yapıldı. Atkısını takan İzmit’te gövde gösterisi yaptı. Medetler umuldu, hayaller kuruldu ancak günün sonu hep aynı senaryo ve hüsrandı. Biriken tepkiler yürüyüşlerle dile getirilmeye çalışıldı. Ancak bir süre sonra yürümeye dahi ne hali ne de inandırıcılığı kaldı kulübün. Bu yorgunluk sürecinde önceki yönetim iddialı sloganlarla ortaya çıktı. Borçsuz, kendi ayakları üzerinde duran, şehrin sahip çıkacağı bir kulüp şiarları ile Bahri Yavuz yönetimi 270 küsür seçmenin kongreyi doldurması ile bir anda seçildi. Camia adeta Mesih’ini bulmuş bir havaya sokuldu. Kulübün çok acil somut ve büyük gelir getirici projelere ihtiyacı vardı. Ancak ortada ciddi bir şey yoktu. Çeşitli ufak tedbirler, küçük çaplı dokunuşlar ve bolca söylem ile günler geçirilmeye başlandı. En başından itibaren ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu belirtmeye başladık ve yayınlarımızda buna derinlikli olarak yer verdik. Bu Mesih yaratma süreci sonunda tam bir trajediye dönüştü. 5 yıllık süre boyunca Kocaelispor Kulübü alt liglere hapsedildi, sportif başarısızlık, kaybedilen finaller, yaşanılan küme düşme tehlikesi, hatalı teknik adamlar zinciri, tribün problemleri, hatada ısrar eden anlayış, taraftarın bölünmesine yönlendiren manipülatif davranışlar, gitgide basınla ve camia ile kopan bağlar, her şeyi düzeltecek denen KEV satışındaki problemler derken bütün bunların temelinde aslında kulübü maddi açıdan iyileştirmeme, ve hatta borçsuz gösterip gerçeği paylaşmama durumu yer alıyordu.

Hüseyin Üzülmez yönetimi yaptığı basın açıklamasında kulübün transfer tahtasını açmasında zorluk çıkartan isimleri tek tek açıkladı. Şaşırdığımız isimler değildi. Ancak bir şaşırmadığımız durum daha vardı ki, o da Bahri Yavuz yönetiminin bıraktığı borç yüküydü. Belki de bu borç yükünü Şampiyonlar Ligi’nde FC Barcelona ile yarı final oynarken gelecek yayın ve sponsorluk paraları ile kapatmayı hayal ediyordu kendileri veya uyduruk internet anketleri ile “yılın spor kulübü başkanı” seçimlerinde kendisine büyük bir para verileceğini düşünüyordu. Bilemiyoruz. Ancak gerçeklere geri dönersek, Hüseyin Üzülmez, önceki yönetimden kalma, içinde çok açık şekilde kalem kalem borçları aktarıyordu, şöyle diyordu kulüp başkanı:

“Sadece transfer borcu değil, personel borcu, 1.5 yıl ödenmemiş sigorta borcu, teknik adam borcu ile karşılaştık. Tablo pembe değil, koyulaşmış bir tabloydu.”

Evet, Bahri Yavuz yönetimi yalnızca sportif değil derin bir yönetsel başarısızlık içine girmişti ve bu durum detayları ile ortaya çıkıyordu. Şeffaflıktan, borçsuzluktan bahseden Bahri Yavuz yönetimi bütün bunları açıklamamış, gündemi devamlı “bu camia bana muhtaç” edası ile oyalamıştı. Defalarca sene sonu basın açıklamaları yapıyor, istifa ediyormuş havası yaratıyor ama bir anda aksi şekilde davranıyor, herkesi azarlıyor, ağlamayacağız derken devamlı sorumluyu dışarıda arayıp duruyor, bu süreçte borçlar devam ediyordu… Özetle asla aynaya ve kendi problemli yönetim yapısına bakmıyordu. Bakamazdı da. Çünkü Hüseyin Üzülmez’in açıklamalarının da gösterdiği üzere, açıkça kamuoyundan kulübün borçlarını ve yapmadığı ödemeleri gizliyordu. Bu durum kendi attığı hatalı adımları görmezden gelmesini sağlıyor, kulübe açıkça zarar veriyor ve sanki bir tek kendisi varmış gibi keyfi davranmasını ve kendini camianın ve kulübün üzerinde görmesine vesile oluyordu. İş öyle bir noktaya geldi ki, Hüseyin Üzülmez yönetimi kulübe geldiğinde kongrede “borçsuz bir yönetim” bırakma iddiasında dahi bulunuyordu. Hayaller, beklentiler, manipülasyonlar, kendini inandırmalar… Objektif gerçekliğe ne kadar karşı şey varsa hepsi adeta önceki yönetimde cisimleşiyordu. Bu hayal alemine bu yönetimi bir şekilde destekleyen, gerekli tepkiyi ve sorgulamayı göstermeyen ve bu açıdan da geçmişten gerekli dersleri almayan önceki taraftar derneği yönetimi de ne yazık ki alet oluyordu. Oysa kazın ayağı çok başkaydı…

Bahri Yavuz döneminden kalan, 616binlik teknik adam, futbolcu borcu; 1 Milyon 787binlik SGK borcu, 347binlik Vergi borcu, 503binlik saha kiraları borcu, 412binlik personel borcu, 2020’nin üçüncü ayına kadar kullanılan çeklerle ortada çok ciddi ve asla kamuoyu ile paylaşılmamış bir borç yükü çıkıyordu.

Kocaelispor geride kalan son 5 yıllık süreç içinde açıkça uyutulmuş ve ciddi şekilde borçlandırılmıştır. Rakamlar bunu göstermektedir. Kurtuluş Elbet Var sloganları ile KEV satışı kulübü borçsuz hale getirmemiştir. Yani sıfırlamamıştır. Oysa ki kamuoyu buna inandırılmıştır. Bu bağlamda bir önceki yönetimin bütün söylem ve pratiklerinin aslında ciddiyeti ve gerçekliği sorgulanır hale gelmiştir. Sportif ve yönetsel açıdan başarısızlıkla Kocaelispor’a 5 yıl kaybettiren önceki yönetimin kulüp tarihimizdeki büyük hayal kırıklıkları zincirine eklendiği aşikardır. Ancak bu iş yalnızca bir vicdan meselesi de değildir, aynı zamanda Hüseyin Üzülmez yönetiminin artık emsal teşkil etmemesi için bu yönetimi kulüp üyeliğinden çıkarması gerekli bir yaptırım olarak gözükmektedir.

Son olarak taraftar derneğimizin yaptığı çağrı metnini son derece önemli gördüğümüzü ve sonraki yönetimlere ve art niyetli şahıslara örnek teşkil etmemesi açısından mutlaka gerekli yaptırımın süreçte devreye alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Hakkında KSB Editorial

Kocaelispor Blog - Kocaelispor Analiz Merkezi

Önerilen Makale

Tırla Geçilen Bir Kulüp

14 Haziran 2019 Kocaelispor Olağanüstü Kongresi’nin ardından kulüp başkanı olarak göreve gelen Hüseyin Üzülmez, ilk …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir