Sezonun Ardından: Panorama


2016/2017 sezonunu Kocaelisporumuz ligin normal seyrini TFF 3.Lig 1.Grupta 4.sırada bitirerek play-offlara katılmaya son maçla da olsa hak kazanarak bitirmişti. Play-off evresinde zorlu Ankara Demirspor engelini aşan ekibimiz, final karşılaşmasında Altay’a penaltılar sonucu mağlup oldu ve sezonu kapatmış oldu.

Kocaelispor Blog web platformu olarak her sezon olduğu gibi geride bıraktığımız sezona merceğimizi tutmanın artık zamanı gelmiş bulunuyor. Sene boyunca dikkatli okurlarımızın hali hazırda farkında olacakları gibi camiamızdaki gelişmelere, önemli noktalar ve potansiyel tehlikelere her zaman dikkati çekmeye çalıştık. Kör bir şekilde içinde Kocaelispor logosu var diye ve yeşil-siyah renkleri barındırıyor diye gelişmelere gözümüzü kapatamazdık. Bunun yapılmasının taraftarı olan kişi ve yapılanmaların da sözcüsü olamazdık. İzlediğimiz olgulara dayanan tarihsel ve nesnel analitik çizgimiz kimi zaman eleştirilere bazen de haddini aşan hakaretlere maruz kalsa da, kulübün tarihi, imkanları, kabiliyetleri ve sınırlılıkları noktasında merakı olan, olan biteni çok yönlü bir şekilde anlamaya gayret eden taraftarlarımız ve okurlarımız tarafından dosyalarımızın büyük bir ilgi ile takip edildiğini gelen teşekkür ve destek mesajlarından görmek bizler için de mutluluk kaynağı oldu.

Sezon sonu analiz dosyalarımızın Kocaelispor Blog’un eski takipçileri ve deneyimli okurlarımız için bir vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu dosyaların özelliği her yönüyle bir sezonun masaya yatırılması ve somut çözüm önerilerini içinde barındırmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda yazı dizisi şeklinde tüm haftaya yayılan çizgimizi bu sezon tek bir dosya altında toplamayı uygun gördük. Okurlarımız ilgisini çeken başlıktan başlayarak dosyamızı inceleyebilir. Ancak önerimiz bütüncül bir bakış açısına ulaşılması için ilk baştan itibaren yapılacak sistematik bir okumadır. Henüz Antalya’dan dönüş yorgunluğu arkadaşlarımızın üzerinde. Ancak bir yerden de başlamak gerekiyor diye düşünüyoruz.

1. Oyuncular ve 2016/2017 Sezonu

Kocaelispor 2016/2017 sezonuna yönetsel açıdan açılamayan lisansların gölgesi ile başladı. Ergun Ortakçı evresinde ağırlıklı olarak bir oyun karakteri kazanan ve birlikte oynama alışkanlığı oturan ekibimizin şansını bir üst ligte deneyecek olması endişeleri beraberinde getirdi. Kuralar sonrası düştüğümüz 19 takımlı 3.Lig 1.Grupta özellikle takımına yatırım yapan ve borç sorununu toparlamış pek çok ekip bulunuyordu. Kadromuzun kısmen maddi ancak çoğunlukla manevi motivasyonlarla bu zorlu mücadeleyi sürdürebilmesinin istikrarlı kılınması oyuncuların yeteneklerini doğru bir taktik düzlemde doğru şekilde değerlendirecek bir teknik adamın varlığını zorunlu kılıyordu. Ancak teknik adam seçimimiz büyük belirsizlikler ve bilinmezlikler içinde biraz da geç kalmışlıktan kaynaklanan bir apar topar seyirde gündeme gelmişti. Anlaşma zemini bulunamayan ve lisansların açılmasını şart koşan Ergun Ortakçı ile yollar ayrılmıştı. Yerine getirilen Ümit Metin Yıldız ve ekibinin ikinci İzmit günlerinin başlaması takımımızda yansımaları olsa da nitel sıçramayı gerçekleştiremedi.

Geçtiğimiz yıldan farklı olarak Kılıçarslan Kopuz yerine Can Emre’nin ağırlıklı olarak kalemizde oynadığı bir sezon oldu. Can Emre’yi bir yandan da kaleci antrenörü kimliği ile yetiştiren Kılıç’ın veliahtı bu sezon ortalamanın üzerinde bir performans sergiledi. Derince Belediye Demirspor ve Çınarlı amatör tecrübeleri de bulunan Can Emre’nin geçen yıla nazaran artan performansı bu sezonun oyuncu bazında olumlu salınımlarından biriydi. Savunmamızda fiziken yaşlanmanın da etkisi ile bazen istediği performansı ortaya koyamayan Murat Soner Başak’ın yapıcı performansı güven verse de gelecek için yerini dolduracak adayın halen net olarak bulunamaması lisanssız bir iklimde endişe yaratıyor. Erol Durbakan’ın iyi niyetli çabalarına karşılık, teknik açıdan eksikliği, oyun zekası ve 90 dakikayı efektif okuma açısından yeterli olamaması da bu sezon ortaya çıkan soru işaretli durumlardan.

Kocaelispor’un son 3 yıllık evredeki en kritik iki oyuncusu şüphesiz Kadir Öge ve Kadir Gezer sol/sağ bekleri idi. Klasik çakılı bek olmayan ve oyunu dikine kanatlara yayarak oynamasını da becerebilen bu iki hızlı ismin bu sene katkısı geçtiğimiz yıla nazaran bir tık daha düşüktü. Özellikle Kadir Gezer’in ligin ikinci yarısındaki vasatlaşmaya başlayan performansı ve disiplinsiz tavırları, kart problemi yaşamaya başlaması ile ekibimiz zorlu virajlarda yalnız kalmaya başladı. Yeri Ali Keten ile ikame edilmeye çalışıldı. Ortasahadan kırma Ali Keten’in savunma özelliklerinin yetersizliği rakiplerin niteliği yükseldikçe ortaya çıkmaya başladı. Disiplinsiz tavırları devam eden Kozan karşısında sorumsuzca kart görüp Sancaktepe maçına kafileden ayrı bir şekilde gelen Kadir Gezer ile lig bitmeden Sancaktepe mağlubiyeti sonrası yollar ayrıldı.

Takımın bu sene öne çıkan temel özelliği mücadeleci bir ortasaha kurgusu idi. Mert Yavuz, Sefa Narin, Burak Özbakır, Mesut Özdemir gibi isimler klasik ortasaha gibi değil oyunu esas olarak ofansif oynamaya çalışan değişkenler olarak kendini gösterdi. Ortasahamızın bu mücadeleci karakteri tecrübeli isim Hamza’nın katkıları ile desteklendi. Ancak takımdaki olumsuzluklar ve bazı gruplaşmalar bazen de maddi problemler oyuncuların disiplinsiz ve fevri davranışlara savrulmalarına neden oldu. Kırmızı kart alarak haftalarca takımını yalnız bırakmayı alışkanlık haline getiren oyuncularımız şampiyonluk yolunda aslında takımımıza en büyük zararı verdiler.

Kırmızı kart gören oyuncuyu alkışlayan, haklı bulan kör taraftar bakış açısı da bu evrede bir yaptırım gücü olarak devreye giren bir değişken olamadı. Kulüp yönetiminin süreçlerin çoğu kez peşinden savrulması ise futbolcu bazlı disiplinsizliklerin zamanında önlenememesini doğurdu. Biz bu sorunlarla uğraşırken rakiplerimizden Sancaktepe Belediyespor stabil şekilde 3 puanları hanesine yazdırmaya devam edecekti…

Oğuzhan Türkmen bu sezon taraftarın çokça güvendiği bir isimdi. Hatta gol yollarında fark yaratma beklentisi Sinan Pektemek’in önüne dahi geçecekti. Oyuncu endeksli bu bakış açısı teknik heyet ve kulüp yönetimi tarafından doğru bulunmadı. Sürecin gerilimini arada kalan oyuncular yaşadılar. Bölgesel Amatör Lig düzeyinde gol yollarında çok rahat etkili olan Sinan Pektemek’in ise bu sezon o derece kolay gol kaydedememesi ve inişli çıkışlı performansı ekibimizin puan saçtığı haftalarda daha çok kendini hissettirecekti.

Beklentilerin yüksek olduğu Burak Süleyman bulunduğu ligin ağırlığnı kaldıramayarak takımımızı yalnız bıraktı
Beklentilerin yüksek olduğu Burak Süleyman bulunduğu ligin ağırlığnı kaldıramayarak takımımızı fiziksel yokluğu ve genel performansı ile yalnız bıraktı

Burak Süleyman anımsanacağı gibi yüksek ücret istediği için geçtiğimiz sezon yaz başında ekipten ayrılmıştı. Yoğun talep ve seferberlik ile bir şekilde kulüpte kalması sağlanmıştı. Ancak bu sezon özellikle Karacabey maçı ile aldığı 5 maçlık ceza ekibimiz üzerinde olumsuz sonuçlara neden oldu. Benzer şekilde Kadir Gezer kritik virajda aldığı cezalar ile olumsuzluğun devamlılığını sağladı. Oyuncuların oynadıkları ligin düzeyini hala Bölgesel Amatör Lig sanan yaklaşımları TFF tarafından ağır bir şekilde cezalandırıldı. Kulübümüz de çoğu kez para cezası ve seyircisiz maç oynama cezaları ile karşı karşıya kaldı. Oyuncu temelli disiplinsizliklerin düzgün yönetimi ne teknik adam ne kulüp yönetimi tarafından sağlanamadı…

İzmit’te oynadığımız karşılaşmaların çoğunda kötü futbol ortaya koyan oyuncularımızın gelen rakibin savunmasını açamayınca karşılaşmaların ardından kullandığı “herkes buraya yatmaya geliyor” şeklindeki bahanenin ardına sığınarak gol yollarındaki efektifliğini ve organizasyon şemalarını derinleştirmeyen ve geliştirmeyen oyuncularımız ve teknik adamımız puan kayıplarının baş sorumlusu olarak belirdiler.

Sonuç olarak lisansların açılamadığı ve takımın eksik yönlerinin takviyelerle güçlendirilemediği bir iklimde bir de teknik adamın yaklaşımları devreye girince, ligde tutunmak için başladığımız ancak kısa sürede şampiyonluk potasına girdiğimiz bir sezonda devamlılık istenilen düzeyde sağlanamamış oldu. Üstelik bu çaresizlik veya “el mahkumluğu” durumu oyuncuların dönem dönem keyfi hareketlerine de yansımış oldu. Tüm bu süreci yönetecek, gerektiğinde geç kalmadan düzenlemeleri yapacak kişi ise senenin büyük hayalkırklıklarının başında gelen teknik adam olacaktı. Ümit Metin Yıldız…

2. Teknik Direktör ve 2016/2017 Sezonu

Teknik direktör Ümit Metin Yıldız bu sene taraftarlarımızdan en çok tepki çeken isimlerin başında geldi. Kulübe Ergun Ortakçı yerine getirilen kendisi gerçekçi olmak gerekirse camia tarafından başından itibaren benimsenmedi. Sezonun ilk bölümünde Ümit Metin Yıldız’ın oyuncu seçimleri, karşılaşmayı okuma anlayışı, alternatif planları gibi pek çok teknik konuda kendisini yakından inceledik ve büyük bir yetersizliğin ortada olduğunu kamuoyu ile paylaştık.

Süreci 5 gün süren ve büyük ilgi ile karşılanan “Başarısızlığın Kilit İsmi: Ümit Metin Yıldız” yazı dizilerimizle okurlarımıza sezonun ilk yarısında aktardık.

Yazı dizimiz gerek bireysel performans ve mentalite gerekse takımın potansiyeli ve yönetsel tedbirler açısından pek çok önemli tespiti içeriyordu. 5 Aralık 2016’da başladığımız dosyalarımızın aslında öncel referansları da yer alıyordu. Sezon başında takımımızla birlikte izlediğimiz Ümit Metin Yıldız’ın olası açmazlarını belirttiğimiz dosyalarımızda uyarılarımızı henüz camia yeni sezon ve maça gitme keyfi sürerken belirtmiştik. Bugünden bakınca ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. (Bknz: Düzcespor – Kocaelispor Ziraat Türkiye Kupası Maç Analizi)

Tekirdağspor karşısında ligin başında “Barcelona gibi oynayıp” ama nedense Barcelona’dan farklı olarak bir türlü gol bulamayan ekibimiz hemen sonrasında tarihsel kodlarımızda çok özel bir yeri bulunan ve kademeli ilerlemede istenirse başarı sağlayacağımız Ziraat Türkiye Kupası gibi bizim için prestiji ve anlamı çok büyük bir kupada da Düzcespor’a önemsenmeyen bir maçta elenecekti. Hemen ardından Ankara Demirspor’a 3-1 mağlup olduğumuz karşılaşma ise artık “şanssızlık” olarak yorumlanacak puan kayıpları trafiğinin de başlangıcı olacaktı.

Ümit Metin Yıldızlı Kocaelispor’un gidişatı, taraftarlarımız tarafından ancak ligin ikinci yarısı ile birlikte daha somut olarak analize tabi tutulmaya başlandı. Bir kez daha geç kalınmıştı. Devre arası gerekli kan değişikliğinin tam zamanı idi. Sorun yokmuşçasına günler geçirildi. Taraftarımızın sorgulamaları kulüp yönetimi tarafından sistematik bir şekilde görmezden gelindi hatta uzlaşmaz bir üslup ile kabul edilmedi. Bir bakıma el birliği ile mevcut duruma şükredilmesi telkin edilip duruldu.

Sancaktepe'nin Şampiyonluğu Asıl Düşünmemiz Gereken Bir Gelişmedir
Sancaktepe’nin şampiyonluğu asıl üzerinde durulması gereken bir gelişme…

Taraftarlarımızın son haftalarda yoğun bir şekilde istifaya davet ettiği ve protesto ettiği Ümit Metin Yıldız’ın her hafta yaptığı birbirinin tekrarı olan basmakalıp maç sonrası açıklamaları bir noktadan sonra tamamen anlamını yitirdi ve içi boş kurgusunu yitirmiş serzenişlere dönüştü. Teknik adam bir bakıma yönetimin paratönerine dönüşmeye başladı. Gelen tüm eleştiriler için ortaya atılan bir toplayıcı konumundaydı. Ümit Metin Yıldız’ın Kayhan Çubuklulaşma süreci böylece kulüp yönetimi tarafından yaratılmış oldu ve benzeri trajik son öngörülemeyerek aynı ırmakta ikinci kez yıkanılmış oldu.

Altay finali sonrası yaptığı “Sessiz Devrim Oldu” şeklinde takımın rolünü ve dolayısıyla kendi rolünü öne çıkartmaya çalışan, nereden tutulsa elde tutulacak anlamsız açıklaması ise camiamızda bardağı taşıran son nokta olarak kendini gösterdi. Gözüken o ki Ümit Metin Yıldız, Kocaelispor’u ligde tutmak için kulübümüze getirilmişti ve kendisi de bu rolü kabul etmişti. Ancak ligdeki rakiplerimizin istikrarsız durumu ve ekibimizin zor da olsa istediği skorları bir evrede alabilmesi beklenmedik bir şampiyonluk potasına sokmuştu Ümit Metin Yıldız’ı.

Kocaelispor’un gelecek planlamalarında yeri olmadığını belirttiğimiz, taraftarlarımızca benimsenmeyen, oyuna katkısı neredeyse istikrarlı bir olumsuzluk zemininde olan, mevcut kulüp yönetimi tarafından “lisanssız bir takımın eyvallah diyen hocası” olarak konumlandırılan Ümit Metin Yıldız ile kısa sürede yolların ayrılacağını bekliyoruz.

3. Tribünler ve 2016/2017 Sezonu

Kocaelispor tribünleri için 2016/2017 sezonu pek çok önemli kırılmayı içinde barındırıyordu. Eskişehir’de oynanan Sultangazi finalinde başlayan ve karşılaşma oynanırken pek çok kez kendini gösteren tribün içindeki gerilimlerin gölgesi bu seneyi belirlemiş oldu.

Genel seyirde iç saha karşılaşmalarında geçtiğimiz seneye oranla bir nebze düşüş yaşanmış olsa ve puan kayıplarının ve teknik adama olan güvensizliklerin etkisi ile seyircinin yer yer küskünlükleri kendini gösterse de Altay karşılaşmasına kadar ki evrede ilgi bir şekilde devam etti. Altay karşılaşması öncesi ise büyük bir trajediyi yalnızca İzmit değil ülke gündemine taşımış oldu. Kocaelispor’un maraton tribündeki genç simalarından Serhat Boz’un boynuna aldığı bıçak darbeleri ile yaşamını yitirmesi ve organizasyonun yapıldığı Perşembe Pazarı alanında yaşanan bıçaklı yaralamalar ve kavga camiada taşların yerinden oynamasını doğurdu. Süreç önce valilik ve emniyet tarafından kontrol altına alındı. Sonrasında kulüp yönetiminin agresif açıklamaları gündeme geldi. Kriz yönetimi ve saha dışı doğrudan saha içine yansıdı. Yukarıda bahsettiğimiz olumsuzluklara bir de bu dinamikler eklenince keyif vermeyen bir Kocaelispor sahada belirmeye başladı.

Yapısal bir değişikliğe giden tribün organizasyonumuz kısa sürede kendini toparladı ve kulübümüzün bilinen tecrübeli isimlerinin desteği ile kısa sürede play-offlar öncesinde büyük işlere imza atmaya devam etti. Ankara Demirspor play-off deplasmanı ve Altay finali için Antalya Arena organizasyonu başta Cemal Derya ve Enver Güler olmak üzere tribünümüzün önemli isimleri tarafından kontrol altına alındı. Semtlerin kendi sorumlularının da sürecin içinde yer aldığı ve rant/fiziki şiddet gibi olumsuz parametrelerin kontrol altına alındığı bu evrede 15.000 civarında taraftarımızın Pazar akşamı Antalya’da oynanacak bir final için akın etmesi önemli bir olumluluk olarak akıllarda kalacaktır.

4. Kulüp Yönetimi ve 2016/2017 Sezonu

Kocaelispor Kulübünün 3.senesini tamamlayan ve ay sonunda kongreye gidecek yönetimi kabul etmek gerekir ki, sene içinde yaşanan pek çok olumlu çaba kadar olumsuzluğun da dolaylı veya doğrudan sorumlusu olmuştur. Sırp oyuncu borçlarının belediye destekli çözülmesi nasıl ki önemli bir başarı olmuş ise, teknik direktör seçimi ve ısrarı da bir o kadar başarısızlık olmuştur.

3 yıl hatalardan ders çıkartmak için uzunca bir süredir. Hangi işte olursa olsun ilk 2 ay resmi deneme süresidir. 2 sene ise artık işte uzmanlaşma evresidir. 3.seneden bahsediliyor ise ortada uzmanlaşma kadar olgunluk ve deneyimi zamanında kullanma devrede olmalı demektir. Bu kriterler sağlanmıyor ve 3.senede de ilk 2 aylık deneyimsizlik gösteriliyorsa ortada problemli bir durum var demektir ve dikkatle incelenmelidir.

Trajik finallere alışmamak için sezonun doğru planlanması şarttır.
Trajik finallere alışmamak için sezonun doğru planlanması şart!

Kulüp yönetimi açısından adını koymak gerekir ki, bütün sezonu belirleyen en önemli nokta sportif açıdan genel bir stratejik düzlemin kurulamamış olmasıdır. İlk 3 maddede ele aldığımız “Oyuncular” “Teknik Adam” ve “Tribün” konularında doğrudan sürecin paydaşı ve belirleyini olarak kulüp yönetimi sürecin öznesidir. Bulunulan konumun özel doğası ve dinamikleri bunu zorunlu kılmaktadır.

Oyuncular konusunda yönetimin izlediği idare-i maslahatçı tarzın getirisi en kritik maçlarda disiplinsizlikler gösteren oyuncular veya takım içindeki çeşitli gruplaşma eğilimleri olarak kendini gösterdi geride kalan sezonda. Teknik adam konusunda yönetimin izlediği rasyonel akıldan noksan tamamen duygusal bir inatçılık takımın şampiyonluk yarışından kopmasına, play-offlara ucu ucuna katılmaya ve trajik bir play-off maçı ile elenmesine kadar uzadı. Bu kırılımların herbiri nedeni açıklanmayan bir “ben istedim ondan” tavrı ile sürdürüldü. Kayhan Çubuklu’yu tribünlerin istemediği evrede üzerine tişört giyip adını da bold karakterlerle bastırarak taraftarlara patronluk nasıl yapılırı göstermeye çalışan yöneticiler, bu sene de katıldıkları canlı yayınlarda “eleştirileri kabul etmiyorum” tarzı ile hatanın istikrarının temsilcisi olmaya devam ettiler.

Farklı düşüncelere tahammülü her geçen sene düşen ve sosyal medyada yönetilen bir Facebook topluluk sayfası üzerinden kurulan bir aura ile kendi gerçeğini üretmeye çalışan yönetim anlayışı, bu kapalı devre sistem gün geçtikçe sağlıklı adımlardan uzaklaşmaya başladı. Oksijenin azalması organizmanın sağlıklı tepkiler göstermesinin de önüne geçti. Dar ufukluluk ve gün kurtarma eğilimleri içinde ve en temelde dışımızdaki pek çok faktöre bağlı olan KEV sürecine endeksli bir şekilde günler geçirilmeye çalışıldı. Bu geçiştirme süreci maddi kayıpları, plansızlıkları, dönem dönem yaşanan oyuncu prim borçlarını ve diğer maddi problemleri gündeme taşıdı.

“Biriken Sorular Sessizce Geçiştirilemez” dosyamızda belirtmiş olduğumuz 12 sorunun gerçekçi yanıtlarının verilmediği iklimde her geçen gün sağlıklı işleyen kurumsal bir kulüp olma perspektifinden ne yazık ki uzaklaşıldı.

Özeleştiri yapılmadan atılan adımlar hatayı meşru kılar
Özeleştiri yapılmadan atılan adımlar hatayı bir kez daha meşru kıldı…

Son yıllarda -yaklaşık olarak Sefa Sirmen liderliğindeki kulüp yönetimimizden bu yana da diyebiliriz- hiçbir kulüp yönetiminin görmediği bir kredinin mevcut kulüp yönetimine sunulduğu ama bu kredinin bitmez tükenmez olduğu algısı ile hareket ederek hatayı meşrulaştıran bir tarzın sabitlenmesi kulübümüzün geleceği açısından üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır.

Kulüp yönetimin gidişatla ilgili düzenli bilgilendirmeleri haftalık olarak yapmaması, sorumluluğu tamamen teknik adama yüklemesi camianın olup biteni sağlıklı bir şekilde öğrenmesinin de önünü tıkamış oldu. Kurumsallıkla bağdaşmayacak bu tarz bazen kendini “Oyuncuları arayıp tehdit edenler var, dayak atacağını söyleyenler var” şeklindeki Facebook mesajı açıklamalarında camia üzerinde sarsıcı etkiler yapsa, bazen de Çorum Belediyespor karşılaşması sonrası olduğu gibi “Gelene de gider, gelmeyene de gider” şeklinde agresif çıkışlar olsa da yapıcı ve kurumsal bir noktaya bağlanamadı.

Zaman her şeyin ilacı derler. Ancak zamanla birlikte doğru bir tedavi de şarttır. Zaman ve doğru tedavi her şeyin ilacı olarak önermeyi değiştirmemiz gerekiyor. Kulübümüzün bu sene kazanmış olduğu en önemli kazanımlardan biri olan “şahısların değil kulübün gerçek çıkarları” paradigması ile her alanda hareket etmesi gerekiyor. Bu süreç karanlık bir evrenin ardından meyvelerini sezon finallerinde düzenlenen büyük seferberlikler ve otobüs organizasyonları ile göstermeye başlamıştır. Meyveler yeterince tatlı olmayabilir veya erken toplanmış olabilir ancak ortada bir üretim vardır. Şimdi bu üretimi eksik kalan tüm alanlara aktarma zamanıdır.

Güvenin yeniden kazanılması ortaya somut strateji ve hedef koymaya bağlıdır. Ve daha önemlisi hatalardan ders almaya bağlıdır.

Gerekenin yapılmasının belirleyici olacağı yeni sezonda ekibimize başarılar diliyoruz.

Önerilen Makale

Belirsizlikleri Derinleştiren Açıklamalar

Kulüp yönetiminin camiada soru işaretleri yaratan ve çeşitli belirsizliklerden ötürü endişe düzeyini arttıran gelişmelere yönelik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir