Taraftar Devrimleri Geleneği


Kocaelisporlu Taraftarlar Derneği

Kocaelisporlu Taraftarlar Derneği

Kocaelispor her yönden çok spekülatif bir camiadır. Bunu sadece son yıllardaki adımızın karıştığı tatsız idari olaylar ve sportif başarısızlıklar olarak söylemiyoruz. Gerek geçmiş yıllarda futbolumuzla ortalığı kasıp kavurmamız ve kimse ihtimal vermezken hem 1997’de hem de 2002’de Türkiye Kupası’nı iki kez müzemize götürmemizle gerekse eşine az rastlanan taraftar geleneğimizle başka bir spor kulübünde görülmeyecek özellikler barındırırız. Bu açıdan sevenimiz ve özenenimiz çok olduğu kadar, düşmanımız, kötülüğümüzü isteyen de çoktur. Büyük olmak böyle bir şeydir aslında. Yıllar hızla geçiyor. Yaşanılan iyi kötü her anı tarihimizde yerini alıyor. Çoğuna geriye dönüp baktığımızda çıkartılması gereken derslerle dolu anılar olarak görüyoruz. Bazı anılar ise salt hatıra olmaktan daha fazla anlam taşıyor… Bunlara önemli kırılma noktaları da diyebiliriz. Bu dosyamızın gündemi de işte bu iki önemli kırılma noktasına merceğimizi uzatmak yeniden gündeme getirmek olacak. Olayların sıcaklığı içerisinde görmezden gelinen şeyler, küller soğuyup savrulunca yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar ve güncel bilinç – bakış açısıyla farklı anlamlar kazanabilir… Lafı daha fazla uzatmadan konuya giriş yapalım.

2002 ve Sonrası

Hepimizin yakından bildiği gibi ve yaşadığı gibi 2002 döneminden sonra camiamız üzerinde karabulutlar dolaşmaya başlamış, başkan Sefa Sirmen görevi bırakmış, takımımız kupa sevincini doyasıya yaşayamadan kendini uzun yıllar sonra 2.Ligde bulmuştur. 1992 döneminde 2.ligden efsane çıkışımızın yaklaşık 10 sene sonrasında acı ve gözyaşları içerisinde 2.Lige düşmek durumunda kalmıştık. Dopdolu geçen ve Türkiye 1.Ligini sallayan büyük oranda da domine eden yılların ardından bu düşüş camiamızda ilk başlarda hayalkırıklığı yaratsa da, bir şekilde geri döneceğimize ilişkin umut yitirilmemiştir. Ancak gerek depremin olumsuz etkilerinin kendini gitgide hissettirmesi ve Sefa Sirmen’in takımda revizyona gitmesi gerekse ardılı olarak belirlediği yönetimlerin yanlış tavırlarından ötürü, ancak esas olarak 2002 döneminde artık Türkiye’de ve İzmit’te AKP gerçeğinin kendini göstermesi ile Kocaelisporumuz kendisini sadece sportif açıdan değil her yönden aşması gereken onlarca zorluğun içerisinde bulmuştu. Buna yanlış kadro seçimleri, şanssızlıklar, teknik direktör seçimlerindeki hatalar da eklenince hemen geri dönme projesi de hayal olmaya başlamıştı.

Hodri Meydan Ekolü ve Kuruluşu

Camiamızda bu gündemler yaşanırken taraftar grubumuz Hodri Meydan’da da farklı bir heyecan ve hareketlilik yaşanmaktaydı. Biraz eskiye gidelim… Bilinen üzere, Hodri Meydan ismi 1989/90 evresindeki ekibimizin küme düşmeme mücadelesi verdiği meşhur Bartın deplasmanına gidiş sürecinde o dönem Uğur Dündar’ın TRT’de yayınlanan ve toplumsal çarpıklıkları ve adaletsizlikleri ortaya çıkartan haber araştırma programının isminden alınarak (Grup isminin Hüsnü Dindar’dan çıktığı belirtilse de, bu konuda güncel bilgiler ışığında Hodri Meydan isminin programın yayın tarihinden çok daha önce 1987 döneminde konulduğu grup kurucularından Nedim Yılmaz tarafından belirtilmiştir) Kocaelispor taraftarlarının ortak çatısı ve bayrağı olmuştur.

Bartın deplasmanı dönemi aslında 1989/90 sürecinin tüm sancılarını içinde barındırmaktadır. Sahadaki mücadele düzeyi oldukça düşük olan oyuncularımızın İzmit’te büyük protestolarla karşılaştıkları bilinmektedir. Fevziye Camisi’ne sığınan oyuncuların bulunması yaşanan kaosun şiddetini göstermektedir.

80’li yıllarda gerek İzmit’te gerekse deplasmanlarda “Çılgınlar” olarak bilinen taraftarlarımız ve tüm tribünlerimiz yukarıda da bahsettiğimiz özel bir geçiş evresi içinde kendini “Hodri Meydan” olarak adlandırmaya başlamış ve bu gelenek başta grubun kurucuları  Motor lakaplı Hüsnü Dindar, İsmail Bayramoğlu, Serkan Toprakoğlu, Yavuz Balta, Asit Ümit, Cemal Derya, Sahte Haluk, Kanlıbağlı Rambo Ahmet, Taşkafa Mehmet, Kör Hasan, Faytoncu Çetin, Manav lakaplı Nedim Yılmaz gibi İzmit yerlisi diyebileceğimiz ve farklı mahallelerden de olsa bu renkler uğruna biraraya gelmiş kişiler başta olmak üzere, Kocaelisporun mücadele ettiği her zeminde renklerin ve armanın peşinde takımını yalnız bırakmayan herkesin de ortak şiarı haline gelmiştir. Grup tahmin edileceği gibi daha çok esnaf, öğrenci, kamu ve fabrika işçisi olarak emekçi olarak tanımlayabileceğimiz kişiler tarafından oluşturulmuş zamanla da her dünya görüşünden kişinin yeşil-siyah sevgisinde buluşması ile gitgide büyümüştür…

Her büyümenin elbette iyi tarafları kadar bazı sıkıntıları da olmaktadır. Plansız büyüme ve ortak hedeflerdeki bulanıklıklar bir süre sonra büyüme süreçlerinde farklı seslerin ön plana çıkmasına ve kimlik kavgalarına neden olabilmektedir. Hele ki İzmit özelini bilenler mahalle kültürünün ve yerelciliğin ne denli önemli olduğunu tahmin edeceklerdir. 1990’lı yıllardan ve 2000’lerin başında tribünlerimizi etkilemeye başlayan çok seslilik, maçlarda kendini somut olarak göstermeye başlayan tribün olayları ve huzursuzluklar, yeni kuşakların önceleri kale arkasında bulunan sonrasında Maraton tribününe çekilen Hodri Meydan’a gelmesine kendini bu üstkimlikte hissetmesine engel olmaya başlamıştır. Takımdaki kötü gidiş, yönetsel sorunların birebir yansıması kendisini en başta tribünde hissettirir. Bir matematik formülü kadar kesindir bu sonuç. Bizde de böyle oldu… Bir an önce 1.Lige yükselelim diye sabırsızlanırken, her geçen gün tribün olarak farklılaştık. Mehmet Ali Paşalılar, Kozluklular, Derinceliler, Yenimahalleliler, Kanlıbağlılar, Kandıralılar, Körfezliler, Gölcüklüler, Orduevi Gençliği vb. derken yaşanan bölünmelere dur denmesi tüm bu farklı semt ve mahallelerin tek bir bayrak altında, Hodri Meydan bayrağı altında yeniden toparlanması ve birleştirilmesi gerekiyordu.

Aslında 1990’ların ikinci yarısından sonra yine tribünlerimizin bilinen isimlerinden Recep Sertçetin’in Kocaelisporlular Derneği çalışmaları olmuştu. Recep Sertçetin’in yasal dernek girişimi özellikle teknik ekibimizin ve oyuncularımızın iştirak ettiği paneller, etkinlikler ve legal organizasyonlar ile bilinmekteydi. Ayrıca bir dönem Ahmet Yazgan, üniversitelerde Kocaelisporluları örgütlemeye çalışan Mehmet Açık gibi Kocaelisporluların legal dernek girişimleri de bulunuyordu. Genç Kocaelisporlular, FairPlay gibi oluşumlar 1990’ların ikinci yarısında tribünlerimizde dikkat çekmeye başlamıştı. Ayrıca o dönemki KOSTAD’ın sınırlı da olsa tribünlerimiz için yasal çalışmaları mevcuttu.

İşte tüm bu süreçte Kocaeli’nin lider taraftarlarından ve Hodri Meydan’ın önde gelenlerinden Cemal Derya ve arkadaşları 2003’te hızla bir yapılanma başlatarak sürece el attılar. 2004 döneminde artık karşımızda yenilenmiş ve tüm Hodri Meydan’ı kapsayan Kocaelisporlu Taraftarlar Derneği (KOSTAD) vardı. KOSTAD kurulduğu günden itibaren gerek semtleri birleştirmesi (bu süreci semtleri görmezden gelen ben dedim oldu tavrı ile değil, semtlere dernekler açarak ve bu derneklere o semtlerin en sevilen taraftar önderlerini yönetici atayarak mantıklı bir şekilde yürüttüler) gerekse deplasman organizasyonları ile kısa sürede Türkiye’nin gündemine oturdu. KOSTAD bir sivil toplum örgütü idi. Tüzüğü ve Misyonu vardı. Atılan adımlar sadece tribün şovları ve deplasmanlara otobüs sağlamakla sınırlı tutulamazdı. Öyle de oldu. KOSTAD güncel siyasi olaylarda da aslında bir taraf olduğunu, toplumsal sorunlara duyarsız kalmayacağını gösterdi. Mersin’de bayrak yakma olayları yaşanırken tribünlerde en büyük Türk bayrağını açarak cevap veren, Ankara’da takımımız ve taraftarlarımız “CHP dışarı” şeklinde yuhlanırken ertesi hafta oyuncularımızın “Cumhuriyetimizin Yılmaz Bekçileriyiz” pankartı ile sahaya çıkması, Karaosmanoğlu belediyesinin yanlış icraatlarını protesto etmek amacıyla “Biz de ihale isteriz” pankartı açan yine KOSTAD oldu. O dönem Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt ile uğraşılırken Türk Silahlı Kuvvetlerine destek mesajı ileten yine taraftarlarımız oldu. Tüm bu eylemlerle ükemizde 2.ligde olmasına karşılık Kocaelispor gerçeğini bir kez daha gündeme getirdiler.

1.Taraftar Devrimine Giden Süreç

Yıllardır tribünleri yöneten, bir işaretiyle yüzlerce taraftarı harekete geçiren Cemal Derya ve arkadaşlarının Kocaelispor Kulübünde yönetimi üstlenmesi, aslında yerel olay olmanın ötesinde ulusal düzeyde çok önemli ve ilginç bir olaydır. Süleyman Demirel Kongre Merkezinde gerçekleşen bu tarihi günde, 186 delege kongreye katılmış ve adaylardan Osman Nuri Yaman 62 oy, Vedat Özgünhan 22 oy alırken KOSTAD Başkanı Cemal Derya 100 oy alarak kulübün resmi başkanı seçilmiştir.

Taraftarın yönetimi ise şu isimlerden oluşmuştur: Cemal Derya, Mehmet Açık, Serkan Toprakoğlu, Kadir Hocaoğlu, Nedim Yılmaz, Ümit Altıntaş, Levent Öztürk, Tutku Özcan, Cem Özer, Ongan Uzunoğlu, Korkut Kızılkaya, Rafet İri, Ahmet Ertuğrul, Taylan Kaya, Emrah Özşahin, Lütfi Güçkan

“Biz haddimizi biliyoruz. Kulübü Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sahiplenmesi gerekiyor. Göstereceği aday ve heyete yerimizi derhal bırakacak ve koşulsuz destek vereceğiz” denerek 2006 yılındaki taraftar devrimi gerçekleştiriliyor. Taraftar Devrimi olarak da bilinen ve tarihimizde yerini alan meşhur kongre öncesinde KOSTAD gerekli tüm hazırlıkları yapmış ve iyi bir organizasyonla pek çok dernek üyesini ve taraftarı kulübe üye yapmıştır.

Tribünün önde gelen isimlerinden Mehmet Açık o dönemi şöyle ifade ediyor: “Diğer iki Başkan adayı ve kimi yöneticilerin jeeplerle geldiği kongre salonuna biz yürüyerek gittik. Bizim ekip, karnını genellikle ekmek içi tavuk dönerle doyuranlardan oluşuyor. Benim 15-20 milyon dolarım olsa, zaten kimseyi kulübün yanına bile yaklaştırmam, bu işi en iyi şekilde yaparım. Tek amacımız, Kocaelispor’un sahipsiz olmadığını göstermekti. Bizim arkadaşlarımızın çoğu kongrede oy kullanamadılar. Ama Kocaelispor’un büyükleri de bize oy verdi. Diğer iki listenin toplamından fazla oy aldık. Kocaelispor’u yürekten sahipleniyoruz.” Hatta anımsanacağı gibi bu tavuk döner mevzusu o dönemde biraz alaya alınarak ulusal basında kendisine yer buldu.

Kulüp başkanı seçilerek tarihi bir olaya imzasını atan Cemal Derya ilk iş olarak kulübün bütün hesaplarını incelemeye aldı. Kocaelispor’un gerçek durumunu kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi. Hiçbir konuda alınmış kararlarının bulunmadığını, Kocaelispor’un beş kuruşuna dokunmayacaklarını, birkaç gün içinde yeni yönetimin şekillenmesini istediklerini belirttiler. “Bizim yerimiz tribünlerdir. Biz yine oraya geçeceğiz. Kent kamuoyuna, camiaya Kocaelispor’u sahiplenme çağrısı yapıyoruz. Bizim hareketimiz, yeniden Kocaelispor sevgisini yaratacaktır.” Sözlerini o dönemde sık sık tekrarladılar.

Kulüp yönetimini alan KOSTAD ilk iş olarak “Kulüplerin Gerçek Sahipleri Taraftarlarıdır” devrimci sloganını çerçeveletip yönetim merkezine astılar. Eski ve mevcut futbolcularla, hocalarla, camianin önde gelenleri ile uzun toplantılar yapıldı. Amaç yönetimde bulunulan kısa sürede takımda gerçek bir aile ortamı yaşatmak ve şeffaf olmaktı. Ayrıca kent kamuoyunun da dikkatini çekerek kulübü güvenilecek bir adaya bırakmaktı. Yönetimde bulunulan bu kısa sürede İbrahim Karaosmanoğlu’nun da bir nebze olsun dikkati çekildi ve teknik direktör arayışı Ümit Kayıhan’ı getirerek çözüldü.

1.Taraftar Devrimi olarak adlandırabileceğimiz bu olay tam olarak beklediğimiz sonuçları getirdi mi tartışılır. O dönemler çok fazla eleştirilen İbrahim Saral’ın alternatifinin Mustafa Ekşi olamayacağı da kısa sürede ortaya çıktı. Haziran 2006 döneminde Dolphin alışveriş merkezindeki nikah salonunda yapılan ve Kocaeli Valisi Erdal Ata’nın da izlediği genel kurula, 1705 delegeden 185’i katıldı. Mustafa Ekşi dönemi 2007 Mayıs döneminde kongre ile İzmitli tanınan işadamı Serhan Gürkan dönemine evrilirken Kocaelisporumuz da çok kritik günlere giriyordu.

2. Taraftar Devrimine Giden Süreç

Serhan Gürkan’la birlikte başlayan ve kulübümüzün futbol açısından yavaş yavaş toparlandığı bir dönem olan 2007 dönemi ve ertesi sene 2007/2008 dönemi tarihimiz için yeni belirleyici önemde yıllardan biri oluyordu. Görünürde futbolcuların para ve ödeme sorunları çözülmüş kulübümüz yeniden şahlanmıştır. Rakiplerimizin puan kayıplarıyla da gelişen olumlu ortamda o sezon takımımız arkalardan gelerek bir anda öne çıkıyor ve meşhur Altay finali ile İzmir’de şampiyonluğunu ilan ediyordu. Kutlamalar ve zevki sefa günleri Turkcell Super Ligin başlaması ile yerini endişe ve kabusa bırakacaktı.

Takımımız unutulmaz Galatasaray deplasman galibiyetine, Fenerbahçe deplasman beraberliğine ve Taner’in gollerine karşılık yanlış yönetim ve geç müdahaleler ile maalesef geldiği gibi yeniden Bank Asya’ya geri dönecektir. Sonraki süreçte hesap vermesi gerekirken üstelik maddi yönden takımı büyük zarara uğratmışken Serhan Gürkan’ın yeniden başkan seçilmesi ile şehirde hayalkırıklığı daha da derinleşmiş süreç Erman Yanar önderliğindeki KOSTAD’ı yeniden Hodri Meydan olarak tribüne çekilmeye zorlamıştır. Aynı dönemlerde ismi yeniden KOSTAD başkanlığı için anılan Cemal Derya şu açıklamayı yapmıştır: “Kesinlikle geri dönüş gibi bir düşüncem yok. Bu bir bayrak yarışıdır. Ben görevimi yaptım, şimdi genç arkadaşlarım devam ediyor”

Son kongrede Cemal Derya’nın tarafsız olması da o dönem dikkat çeken olgulardandı. yenilenen KOSTAD çizgi olarak “Serhan Gürkan’a şans tanınmalı” derken, Derya’nın tarafsız kalması düşündürücüydü. “KOSTAD’lı arkadaşlar ahde vefa örneği göstererek takımı şampiyon yapan yönetimin başkanını desteklemiştir. Bu düşüncelerine saygı duyuyorum. Serhan Gürkan’ın son dönemde Büyükşehir’e yanaşmasını doğru bulmadığımdan ben seçimde tarafsız kaldım. Arkadaşlarım bu yüzden bana kırıldılar ama doğru yaptığımı düşünüyorum” demiştir kendisi. Cemal Derya aynı günlerde Sinan Sipahi’nin ileriki yıllarda Kocaelispor’a büyük katkılar vereceği inancında olduğunu, böylesi değerli insanları kazanılması gerektiğini belirtecektir.

Görüldüğü gibi bu yıllarda değişen KOSTAD yönetimi ile tamamen çizgisel farklılığa düşen Cemal Derya ve arkadaşları süreci taraf olmadan izleme sürecine girmişlerdir. Nitekim dernek de hukuksal bazı sıkıntılar (kaybolan defterler, vb.) yaşayarak bir süre sonra bir kez daha yönetim değişikliği ve isim değişikliği yaşayarak diğer tribün yönlendiricilerinin yönetimine geçerek bir kez daha yapılanmıştır.

Bu dönemde Hodri Meydan sosyal yardımlaşma ve dayanışma misyonu ile yeniden dernekleşmeye çalışsa ve İnönü Caddesindeki Oğuz İş Merkezi’nde faaliyetlerini sürdürmeye devam etse de, eski ivme kulübün idari ve sportif açıdan durumunun her geçen sene kötüye gitmesi ile bir türlü tutturulamamıştır.

Sportif açıdan devamlı küme düşen bir kulüp haline gelmemiz, özellikle Serhan Gürkan döneminin borçlarının yakamıza yapışması, FIFA’ya olan oyuncu borçları ve çaresizlikten kendini gösteren umut tacirliği ve şahısların kulübü kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışmasından ötürü 2011’e kadarki süreçte her geçen yıl büyük acılar yaşanmıştır.

Sportif başarıya ve kahramanlara endeksli bir şehir olan Kocaeli’de maalesef Kocaelispor vebalı bir hasta olarak görülmüş en başta eski yönetimler ve belediye başkanı tarafından sonrasında da şehir olarak gözardı edilerek kaderine terkedilmiştir… Bu sahipsizlik ve başıboşluk durumunun etkisini sert bir şekilde kendisini gösterdiği Mayıs 2011 döneminde gerçekleşen kongrede konuşma sırası bir kez daha taraftarlarımızdaydı. Kulübün kapanıp kapanmayacağı, isim değiştirip değiştirmeyeceği, Körfez FK projesi gibi pek çok belirsiz gündem yakıcı bir şekilde kendini göstermektedir o günlerde… Nihayetinde merakla beklenen genel kurul gelir. Kocaeli Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Toplantı Salonunda gerçekleşen olağan genel kurula 115 delegeden 67’si katıldı ve 32 delege oy kullandı.

Kocaelispor’un tarihe karışmaması için atılan önemli adımlardan biri olarak anımsanacak ve sahipsizliğe isyan niteliğindeki 2. Taraftar Devriminde kulüp başkanlığına Hodri Meydan kurucularından ve ilk taraftar devriminde de yine yönetimde yer alan Serkan Toprakoğlu seçilir. Aceleyle oluşturulan listede kulübün yönetimi ise bir kez daha taraftarlardan oluşmaktaydı. Bu isimler senelerdir Kocaelispor için büyük emek sarfetmiş kişilerdi: Suat Bozo, İsmail Bayramoğlu, Hüsnü Dindar, Mustafa Güler, Taylan Kaya, Kerem Erman, Çağatay Sözer, Serkan Koç, Onur Ötkür, Gürbüz Büyük, Savaş Aslan, Mustafa Genç, İsmail Taş, Ercan Büyükerman, Erçin Bayırlı ve Can Sözer

Kulüp başkanı olan Serkan Toprakoğlu o dönem kulübün sahipsiz kalmamasını istedikleri için aday olduğunu belirterek, “Amacımız kesinlikle Kocaelispor’u yönetmek değildir. Kentimizin sahip çıkmadığı takımımıza AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sahip çıkacağına inandığımız için yönetime talip olduk.” şeklinde görüşlerini aktaracaktır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Gebze mitingine gideceklerini ve Başbakan ile mutlaka görüşeceklerini belirten Toprakoğlu, “Başbakanımıza Kocaelispor’un anahtarını teslim edeceğiz. Kocaelispor’un kapanıp, kapanmamasına başbakanımız karar verecektir. Kocaeli kentinin Kocaelispor’a karşı duyarsızlığını ve siyasilerin çekimserliğini anlamış değiliz” şeklinde görüşlerini aktaracaktır.

İkinci Taraftar devrimi istenilen sonuçlara ulaştı mı? Gebze mitingi gerçekten belirleyici oldu mu? Bunların yanıtlarını ilerleyen günler daha net bir şekilde verecekti…

Taraftar Devrimi Örnekleri

Hemen belirtelim yaptığımız araştırmalar doğrultusunda Kocaelisporumuzunki kadar özel ve kapsamlı nitelikte taraftar devrimi örnekleri dünyada pek fazla bulunmuyor. Birkaç istisnai örnek şüphesiz var. Rapid Viyana taraftarı mesela işi kongrede yönetimi alma noktasına götürüp bizimkisine benzer şekilde devretmişlerdi. Glasgow Rangers geçmişinde de benzeri bir eylem bulunuyor… Türkiye örnekleri de enteresan. 1999 dönemine baktığımızda benzeri bazı hareketliliğin Bursaspor camiasında da yaşandığını görüyoruz. O dönemler Elvir Baliç’i satarak büyük tepki çeken Remzi Cinoğlu dönemleridir. Kongre öncesinde Yaşar Öztürk’ün aday olması ve Bursa’nın unutulmaz başkanlarından Cavit Çağlar’ın kenara çekilmesi ile Bursaspor Taraftarlar Derneği “Simitçi yönetim istemiyoruz” diyerek kongrede kendi listelerini oluşturmaya çalışırlar ve yönetimde belirli süre de olsa söz sahibi olurlar.

Yine bizim 2.Taraftar Devrimini yaptığımız günlerde Mayıs 2011’de Şanlıurfa’da Taraftarlar Derneği Başkanı Ali Çicek kongrede başkan adayı olmuştu. Yine Çorumspor Amigolarından Mehmet Ali de benzer hamlede bulunan isimlerdendi. Ezeli rakiplerimizden Sakaryaspor da benzeri bir süreci yakın geçmişte yaşadı. Maçlara girmesi yasaklı tribün liderlerinden Metin Doğrucan kongrede oy çokluğu ile başkan seçilmişti…

Sonuç

Günümüze geldiğimizde Kocaelisporumuzu tarihinde ilk kez Bölgesel Amatör Lig’e düşmüş, yaşamda kalmak için adeta ölüm kalım maçlarına çıkarken gördük. 3.Lige yeniden dönülse de borçlar ve transfer yasakları içinde süreç sürüncemede devam ediyor. Yine bir takım yönetsel hesaplar içerisinden malzeme oluyor kulübümüz. Birileri çok rahatken taraftarlar yine çok endişeli… Fakat eski yıllardan farklı olarak bu kez herkes bekle gör politikası içerisinde. Tribünlerimiz olumsuz gelişmelerin ve artan güvensizliğin etkisi ile gitgide erimiş durumda…

Kötü gidişe kim dur diyecek? Taraftar devrimlerinin üçüncüsü gelecek mi? Şu ana kadar gelenler neler getirip götürdü? Bunların yanıtını süreçleri yaşayan ve olaylara eleştirel bakabilen, özgür düşünceli taraftarlarımıza bırakıyoruz. Bu dosyamızdaki amacımız gerek ülke gerekse dünya tarihi içerisinde önemli bir yer tutan taraftar devrimi süreçlerimizi gündeme getirmek, yeni kuşaklara hatırlatmaktı…

Yeşil ve siyah günler dileği ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir