Yönetim – Taraftar Momentleri – 2

21 Aralık 2016 tarihinde yayınlamış olduğumuz dosyamızın ilk bölümünde olayların tekrarlayan neden-sonuç veya sebep-erek ilişkileri içinde ele alınması istenmiyorsa, işte o noktada bir nebze teoriye ihtiyaç olduğunu belirterek, taraftar ile yönetici ilişkilerinin kavramsal analizine bir giriş yapmıştık. Son birkaç gündür, özellikle Karacabey Birlikspor karşılaşmasının kötü oyununa ve skoruna tepki gösteren taraftarlarımızın tepkilerini gösterme yollarının baskı altına alınmaya çalışılmasına tanıklık ettiğimiz için, yaşanan kavram karmaşasına merceğimizi tutmamız gerekiyor.

Öncelikle kabul etmemiz gereken bir durum var. İstisnasız hepimiz futbol endüstrisi içinde yer alıyoruz. Tribün ile yönetim, yönetici ile taraftar, müşteri ile işveren… İsmine ne derseniz deyin futbol endüstrisinde ilişki sürecinin kendine ait özneleri bulunmaktadır. Taraftarın taraftar olma arzusu ile yöneticinin yönetme arzusu birbirinden ayrı dinamikler değildir. Bir özdeşin iki yönüdürler. Birlikte bir varlık meydana getirirler. Biri birinin olumsuzlanması bazen de yoklaştırılmasıdır.

Endüstrinin belirlemiş olduğu roller, kimlikler içinde hareket edilmemesi kaçınılmazdır. Nasıl hareket edileceğinden, ne giyileceğine, hangi şarkının söyleneceğine kadar kapalı devre bir sistem içinde her şey reçete ile yazılmış kadar belirlidir. Pratiğin ötesinde düşünce biçimi, kullanılan dil, seçilecek kelimeler dahi belirlidir. Gerek futbol endüstrisinin altyapısını oluşturduğu gerekse hukuğun (futbol federasyonu, hakemler, kulüp yönetimleri, valilik, belediye vb.) üst belirlenimini sabitlediği bir bağlam içinde “bağımsız” bir özneden asla bahsedilemez. Ne düşüneceği ve neleri tekrar edeceği belirlenmiş bir özne (buna dilerseniz programlanmış bir android de diyebilirsiniz, ironik ki yapay zeka ile çeşitlenen android prototiplerinin alternatif üretebilme ve düşünme kapasitesi belirlenmiş özneden kat kat ileridedir) ile neler yapılabileceğini sermayeyi elinde bulunduran şahıs ve kuruluşlar çok iyi bilmektedirler.

Yönetici ile taraftar arasındaki tüm bu müdabede süreci asimetriktir demiştik dosyamızın ilk bölümünde. Teoride öyle gözükse de yöneticinin  taraftarın hakikati olduğunu söylemek bir yönden doğru değildir. Bu durumda yönetici sadece taraftarın dediklerini gerçekleştiren bir eklenti durumuna gelir (Ümit Metin Yıldız hatalı seçiminde ısrar noktası aslında mevcut Kocaelispor yönetiminin yönetim olarak varlığını ortaya koyma iradesinden başka bir şey değildir. Ancak bu irade bağlamı içinde belirlenmiş ve kötürümleştirilmiştir)

Yukarıda belirttiğimiz belirlenmiş bir çerçeve veya çember içinde taraftar yöneticinin şahsında cisimleşen kulüp için alınteri döker, deplasmana gider, besteler üretir, hatta yöneticinin hayatının konforu ve gerekliliklerini temin etmeye çalışır. Yöneticinin statüsü mesleki görevinden, yani zaman zaman çeşitli ekonomik idari süreçlere ve bürokratik işlere girmesinden ileri gelir. Çemberin sağlamlığının temini bir süre sonra rızası imal edilmiş prototipler aracılığı ile sürdürülür.

Her sistem kendi devamlılığını kendini yeniden üretme mekanizmalarına borçludur. Kraldan çok kralcı olan kitlelerin imalatı her sistemin devamlılığı için olmazsa olmaz koşuldur. Camiamızda bu yeniden üretme işlemini kurulan ilişkiler ve üretilen rıza ile taraftar üzerinden sağlamak tarihimizde kimi Kocaelispor yönetimlerinin izlemiş olduğu ancak sonuçları büyük trajedilerle biten bir yöntemdir.

Akıllara bu tarzın ustalıklı uygulayıcıları olarak 2007-2010 evresindeki Serhan Gürkan yönetimi ve 1989-2002 arasındaki Sefa Sirmen yönetimi geliyor. Mevcut Kocaelispor yönetimi de bu tarzı, yani rıza imalatına dayanan, tabana dayanan sivil söylemi öne çıkartan bir yönetim tarzını benimsemiş durumdadır. Homojenleştirilen bir taban meşruiyetin olmazsa olmazıdır. Son 3 yıllık süre içinde, içler acısı bir durumda olan ve düzeysizliği her köşesinden belirli olan bir sosyal medya topluluk sayfası ile bu homojenleştirme sağlanmaya çalışılmaktadır. Sözde oluşturulan demokratik paylaşım ortamı tamamen yönetim tarafından denetlenmekte ve yönetim iradesinin belirlediği kadarı ile eleştiriye izin verilmektedir. Birbirinin aynı sözleri tekrarlamaktan ve bir çeşit amentüden öteye gidemeyen yapı üzerinden, Kocaelispor’un mevcut problemlerini tespit eden şahıs ve kurumlara yaylım ateşi açma çabası da, son kertede yönetimin yönetsel açıdan tıkanmışlığının göstergesi konumundadır.

Geçtiğimiz gün yayınlanan ve ilimizin önemli spor tartışma programlarından biri olan Top Ağlarda programına katılan mevcut kulüp başkanının yaklaşık 2 saatlik program boyunca sadece dert yanması akıllara bir soruyu getirmektedir. Üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken kritik bir sorudur bu. En ufak bir eleştiriden, demokratik bir tepki gösterme tarzı olan bir “yönetim istifa” veya “teknik adam istifa!” ifadesinden yıpranacak, sallantıya düşecek kadar zayıf bir yönetim organizasyonu ile mi yönetilmektedir Kocaelisporumuz?

Önerilen Makale

Fossa’dan İzmit’e

Fossa Dei Leoni FDL; “Aslan Yatağı” anlamına gelen efsanevi AC Milan ultra grubudur. 1960’lı yılların …

1 Yorum

  1. Devamlı eleştiri içinde bulunmanız , yapılan güzellikleri görmezden gelmeniz ve de Kocaelispor adını kullanıp da Bahri Yavuz demekten sakınıp ‘ Mevcut Kocaelispor Başkanı ‘ diye hitap etmeniz sizin art niyetli olduğunuzu kanıtlıyor.
    Bahri Yavuz Kocaelispor kulübünün başkanıdır. Saygıyı hakediyordur , nasıl siz saygı bekliyorsanız ona da eğer Kocaelispor ile ilgili yazılar yazıyorsanız saygı duymalısınız! Eleştiri hakkınız size saygısızlık hakkını asla vermez !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir